› 
 › 
14.09.2016

Yeni başlangıçlar yapmanın tam zamanı: 16 Eylül Dolunay ve Ay Tutulması

Enerjimizi düşüren, kafamızı karıştıran, bizi engelleyen ne varsa hayatımızdan çıkartmanın tam vakti! Juno Yıldız Gözlemcisi yazdı.

Yeni başlangıçlar yapmak için büyük bir arzu duyabiliriz. Juno Yıldız Gözlemcisi Balık Burcu'ndaki Dolunay ve Ay Tutulması'nın etkilerini anlattı: "16 Eylül 2016 günü, İstanbul’a göre 22:05’de, Dolunay adını verdiğimiz Ay–Güneş karşıtlığı tam halini alacak. Bu Dolunay’a bir de Penumbral Ay Tutulması eşlik edecek. 2016 yılının Ay Tutulmaları tam tutulma değil "gölgede kalma" şekline gerçekleşti… Bu da onlardan biri.



16 Eylül Balık Burcu'nda Dolunay ve Ay Tutulması
Bu Dolunay ve Ay Tutulması'nda biz fanilerin payına düşenlere gelince;

Aslında ana-temamız; "hakkın yerini bulması…" Herkes dürüst olsun, üzerine düşeni söyleyip yapsın ve bu çerçevede yeni bir uzlaşma zemini, yeni bir düzen kurulsun diye çaba göstereceğimiz bir zaman.

Ancak yeni bir düzenin, bir uzlaşmanın sağlanması için, önce eski defterlerin açılıp, yanlışların, aksaklıkların, mağduriyetlerin ve şikayetlerin ortaya saçılıp, hesap çıkartılması, belirsizlikte kaybolmuş, derine gömülmüş ama unutulmamış ya da tıpkı yosun tutmuş bir damacananın yeni konulan suyu da zehiriyle kirletmesi gibi gizliden zarar vermiş tüm sorunların titizlikle ele alınıp, taze bir zemin oluşturulması şart!

Toplumsal düzlemde, kamuya karşı işlenmiş bazı suçların, mağdur edilmiş insanlarla ilgili yeni bilgilerin ortaya çıkması, bunlarla ilgili sorumluların yargıya gitmesi ve zararın giderilmesine ilişkin yeni düzenlemeler yapılması mümkün…

Bireysel düzlemde ise, tertemiz ve yepyeni başlangıçlar yapmak için büyük bir arzu duyabiliriz. Kendimize yeni bir yön ve dinamik bir tutum belirlemek, hayattaki amacımız ve görev bellediklerimiz hakkında yeni tanımlar yapmak, daha verimli ve pratik yöntemler geliştirmek isteyebiliriz. Ancak önce yolu açmamız, ilerlememize engel olacak her türlü riski ortadan kaldırmamız lazım!

Enerjimizi düşüren, kafamızı karıştıran, duygusal, zihinsel ya da fiziksel olarak bizi tam anlamıyla şarj olmaktan alıkoyan ne varsa hayatımızdan çıkartmanın tam vaktidir!

Bu yüzden de geçmişten bu yana zarara, acıya, aksamaya, verimsizliğe yol açmış ne varsa, önce hepsini masaya dökme cesaretini göstermemiz lazım… Yetersizlik hislerimiz, küskünlüklerimiz, reddedilme, ihmal edilme, kullanılma, kurban edilme korkularımız, geçmişte yaşadığımız bu tür deneyimlerden bizde kalan her şey, suyun üstüne çıkan yosunlar gibi kendini ortaya atabilir ve biz bunların hesabını hem kendimize hem de etrafımızdakilere sormak isteyebiliriz.

Elbette birileri de bizim karşımıza çıkıp, onların böyle hissetmesine neden olduğumuz durumlar hakkında bizimle hesaplaşmak isteyebilir.

En çok acı çekmiş olan ya da böyle olduğunu düşünen her zaman en haklı olan ve olan biteni en doğru perspektiften gören değildir! Yanlış ve eksik anlamalar ya da iletişimsizlik yüzünden düzeltme ya da telafi imkanı kalmamış olabilir.

Bu nedenle iletişimlerimizde amacımız haklı çıkmak, bedel istemek, hesap sormak değil, kendini ifade etmek ve ifade edileni anlamak olsa, herkes için daha iyi olur.

Karşımızdakinden duymak istediklerimizi almak için değil, sadece anlamak için dinler, kendi davamızı gütmek, üste çıkmak için değil, dürüst olmak için anlatırsak, bu bize yepyeni bir uzlaşma zemini sağlayabilir. Burada dikkat edilmesi gereken "günah keçisi" aramaktan kaçınmak.

Asıl olan başkaları ile değil, kendimizle hesaplaşabilmektir! Yeni başlangıçlar, önce kendimize dürüst olarak yapılır.


Bu yüzden de kendimize şu soruları sormamız iyi olur;

  • Hayatıma, sağlığıma, sorumluluklarıma sahip çıkmak konusunda yeterli çabayı gösteriyor muyum?
  • Hayat kalitemi yükseltmek, belirsizlikleri ortadan kaldırmak, rahat adımlarla yürümek için ne yapabilirim?
  • Hayatımda kaçak oynadığım alanlar, ısrarla ihmal ettiğim, üzerinde düşünmeyi ve çözmeyi reddettiğim sorunlarım var mı? Bunların hayatımın hangi alanlarına etki ettiğini ve ne kadar zarar verdiğini biliyor muyum?
  • Haksızlığa uğradığımı düşündüğüm, kurban edilmiş hissettiğim, eziklik ya da yetersizlik hissetmeme neden olan şeyler neler?
  • Ben sadece buna neden olan olayları ve insanları suçlayıp, kendi içime gömülmekle yetinecek miyim?
  • Diyelim ki, bana acı vermiş olanlar öz eleştiri yapmayı ya da tutum değiştirmeyi reddediyorlar! Bu durumda ben onlarla hesaplarıma saplanıp kalacak mıyım? Yoksa bu duyguların yükünden kurtulup, geçmişin hayaletlerini bir yana bırakıp, yeni bir başlangıç yapmak için çaba mı göstereceğim?
  • Başkalarıyla olan hesaplarımın bitmemesinin ya da hep benzer hesaplara neden olan ilişkilere girmemin nedeni, kendimle hesaplarımın temizlenmemesi olabilir mi?
  • Kendimi "sütten çıkmış ak kaşık" olarak mı görüyorum? Öz eleştiri yapıyor muyum?
  • Kendimce haklı olduğum, bana göre doğru olanı  yaptığım durumlarda en iyi savunma saldırıdır diyerek, hep üste çıkmaya mı çalışıyorum?
  • Eğer her şeye rağmen kendi bildiğimi uygulayacaksam dahi, bunu kimseyi bana benzemeye ya da beni haklı bulmaya zorlamadan, suçlamadan, aşağılamadan, sadece sorumluluğu kendi üzerime alarak yapabilir miyim?
  • Kendim için şefkat, anlayış ve adalet isterken, başkalarına vermeyi de beceriyor muyum?

Sonbahar temizliğimiz hepimize hayırlı uğurlu olsun.

Kaynak: junoastrology.com


POPÜLER GALERİLER
new york fashion week 26
EN YENİLER