› 
 › 
Junoastrology.com 29.01.2016

Oğlak'ta Plüto - Merkür Kavuşumu'nun etkileri

Bakış açımızı değiştireceğimiz bir döneme giriyoruz. Juno Yıldız Gözlemcisi, 29 Ocak'ta gerçekleşecek Oğlak Burcu'ndaki Pluto-Merkür kavuşumunu yorumladı.

Oğlak’taki Merkür birkaç gündür, Pluto’nun liman sularında geziyor. 29 Ocak itibariyle tam kavuşum yaşanacak ve ondan sonra da bir kaç gün daha Plutomsu kalmaya devam edecek.

Oğlak’ta Pluto - Merkür Kavuşumu'nun etkileri
Merkür Pluto kavuşumu, Uranüs – Lilith karşıtlığı ile T-Kare yapıyor. Ama Akrep'teki Mars ve Balık’taki Chiron ile de yumuşak açıları var.

29 ve 30 Ocak’ta Merkür Pluto ile tam kavuşum yaşarken, Terazi’ye giren Ay da Lilith ile kavuşacak ve T-Kare tetiklenecek. Bu tetiklenmenin işaret ettiği çatışmalı durumu verimli bir şekilde kullanabilmek için Mars ve Chiron açıları ile tarif edilen keskin ama şifalı çözümlere odaklanmamız gerekecek.
 

Pluto - Merkür kavuşumu hayatımızı nasıl etkileyecek?

Bütün ilişkiler arada bir çıkmaza girer. 

Hayat arkadaşlarımız, iş ortaklarımız ya da bir konuda iş birliği yaptığımız insanlar, kısacası ”yola birlikte devam etmek” istediğimiz kişiler bizi bazen hayal kırıklığına uğratırlar. Elbette bazen de biz onların beklediği ya da tercih ettiği gibi davranmayız. Ortaya çıkan bir uyumsuzluk, hoşnutsuzluk ve dengesizlikten daha kötü olan tek şey bunun olma ihtimalidir.

İnsan ilişkilerde en çok adını koyamadığı, boyutunu bilemediği durumlardan rahatsız olur. Zira o zaman bir önlem almak, bir çözüm önermek, ya da bir duruş belirlemek çok zorlaşır.

Yalnız başkalarının da dahil olduğu konularda değil, hayatımızın akışıyla, sağlığımızla, konfor alanımızla ilgili her konuda, en zorlandığımız zamanlar, durumun adını koyamadığımız zamanlardır. Kafamızda olmadık ihtimaller ve bunlara dayalı varsayımlar dolaşır. Gereksiz kaygılara ya da ısrarlı kendini kandırmalara meyleden duygu salınımları yaşarız.

İşte içinde bulunduğumuz bu birkaç gün, bizim için kaygılandığımız ya da kaçtığımız tüm belirsizliklerin ortaya döküleceği bir zaman dilimi olabilir.

Toplumsal zeminlerde de, gerilim yaşanan konularda yeni iddiaların ortaya atılacağı, manipülasyon veya yanlış yönlendirmelerin ortaya çıkacağı ve çözüme ihtiyaç duyan yüzleşmelerin gerekli olacağı bir süreçte olabiliriz.

Bireysel zeminde ise,
  • Duygusal hayatımızdaki belirsizliklere el atmamız,
  • İşbirliklerimiz ve kontratlarımızda kaygıya neden olan konulara yeni bir gözle bakmamız,
  • Görüşünü ve bize verdiği değeri dert ettiğimiz insanlarla ilişkilerimizi onlardan beklentilerimizi masaya yatırmamız,
  • Bir uzman ya da profesyonel danışman görüşü almamız gereken tüm meselelerimiz ile yüzleşmemiz gerekecektir.
  • Bu süreci verimli kullanmak için aşağıdaki soruları kendimize cesaretle soralım.
  • Ortada bir haksızlık, yalan ya da – hayatımızı, sağlığımızı, ilişkilerimizi – ilgilendiren bir sorun olması ihtimali hakkında aşırı mı kaygılandık yoksa olan biteni az mı önemsedik?
  • Herşeyi kendimize mi yonttuk, bize yapılması istemediğimiz şeyi başkasına yapmayı kendimize hak mı gördük yoksa birilerinin bize bencilce davranmasına boyun mu eğdik?
  • Sorunlardan kaça kaça geri çekilmenin imkansız olduğu bir noktaya mı geldik, yoksa sabit fikirliliğimiz yüzünden olayları ve insanları kırılma noktasına getirecek kadar zorladık mı?
  • Manipülasyona çok mu açığız, yoksa çaktırmadan herkesi manipüle eden biz miyiz?
  • Hiç bir şeyi kaybetmemek, herşeyi bizim istediğimiz düzende tutmak adına kendimizi mi kaybettik,
  • Uzlaşmayı, son noktayı koymayı ya da çözümsüz hale gelmiş bir çatışmadan geri çekilmeyi bilmiyor muyuz?
  • Sadece kaygılanıyor ama hiç bir şeyi açığa kavuşturmak ya da düzeltmek için bir adım atmıyor muyuz?

Bu günler, bu soruları istemesek de sormak gereken günlerdir ve bir kez cevabı bulduğumuzda bakış açımız da, duruşumuz da değişecektir.

Cevapları verirken ise, ortaya çıkan gerçekleri duygusal salınımlara kapılmadan, kendi önceliklerimiz, hayallerimiz, beklentilerimiz, alışkanlıklarımız ya da yargılarımız içinde kaybolmadan, değerlendirmemiz iyi olur!

Çanak çömlek patlayınca, kırık döküğün başında katatonik bir "kal geldi" hali ya da sinir krizi geçirmek, kıranın kim olduğu hakkında kavgaya tutuşmak, ortaya saçılanları yağmalamak, ben yapmadım diye kaçmak, "ben demiştim zaten" diye etrafı galeyana  getirmek, çok yapılan ama pek işe yaramayan davranışlardır.

Güçlü, yapıcı ve hayatı omuzlamaya kararlı insanlar, önce ortalığı temizlemeye, sonra da yeni duruma adapte olmaya odaklanırlar.

Bazı şeyler için çok geçtir. Ama bundan sonra daha iyisini yapmak için asla geç değildir.

​junoastrology.com


POPÜLER GALERİLER
raisa and vanessa nike air force 03
derin mermerci network
alexander wang adidas originals 10
gece bakimi
fezi altun max factor makyaj tuyolari
kis bahcesi dekorasyon onerileri5
organik kozmetik krem guzellik dogal bakim cilt sac goz
pandora reflections mood jewellery 12
EN YENİLER