› 
 › 
@Pudra özel haberidir, izinsiz kullanılamaz. 09.10.2009

Bir Pazar kaçamağı: Garipçe Köyü!

Garipçe köyü bir camii, bir kıraathane, üç restaurant, bir bakkal ve bir de şu an yapımına başlanan ana okulundan ibaret.


Süetin binbir tonu
Çekici görünmenin sırrı: detolte




İşte klasik bir Pazar günü. Güzel bir kahvaltı etmekti tek hayalimiz. Ama her şeyin bir bedeli var elbet! Madem güzel bir kahvaltı yapacağız önce yürüyüşümüzü, sporumuzu yapalım dedik.

Bir türlü verilemeyen kilolarla gaza gelmiş 3 kız Belgrad ormanının yolunu tuttuk. Ve hikaye burada başladı…

Belgrad ormanındaki yürüyüşümüze başladık, parkurun 7 km olduğunu bilmeden! Her km’de biraz daha rahat nefes almak, ‘’az kaldı, bitti bitti’’ diyerek km saydığımız bir maraton oldu yürüyüş…

Yürüyüşümüzü tamamlayıp, artık güzel bir kahvaltıyı hak ettiğimizi düşünerek yola koyulduk. İlginç bir şekilde burnuma ‘Mıhlama’ kokusu geldi. Tabii arkadaşlarıma bunu söyleyemedim. Sen kalk 7 km yürü, sonra da sırf tereyağından ibaret o nefis şeyi yemek iste…

Haydi ‘’Bebek’e kahvaltıya’’ dedikten sonra, ‘’Hep aynı yer, aynı mekan. Hadi bir farklılık yapalım’’ dedik ve rotayı Sarıyer’e çevirdik. Sarıyer’i geçtikten sonra Garipçe Köyü tabelasını gördüm, hiç yabancı değildi ama yok yok gitmemiştim daha önce. Ne kaybederiz en azından köy havası alırız, açlıktan da ölmeyiz diyerek girdik bir yola… Zaman geçiyor, devam ediyoruz. Her yer yeşil, köy evleri, inekler, atlar, koyunlar, karşısı dağ… İşte o an dedim ki ‘’doğru yoldayız.’’

Burası İstanbul olamazdı. Şehrin trafiğinden, kalabalığından kopmuştuk adeta ve sonunda sora sora kendimizi Aydın’ın Yeri’nde bulduk. Karşımda yine o nefis manzara, kulağımda dalga sesleri… Önümde tanınmaktan yorulmuş, kafasını dinlemek için sevgilisini alıp gelen birkaç oyuncu… Yani çok önceden keşfedilmiş 420 kişilik nüfusa sahip bu balıkçı köyü.

Garipçe köyü bir camii, bir kıraathane, üç restaurant, bir bakkal ve bir de şu an yapımına başlanan ana okulundan ibaret. Garipçe’nin tadını çıkarmaya devam ederken, gözüm dağın yamacında bir eve ilişiyor. Kim acaba bu evin sahibi derken, ‘Erdal Özyağcılar’ın olduğunu öğreniyorum. İnsanın ömrünü uzatacak, günden güne huzur, mutluluk, sağlık katacak en güzel yerlerden biri burası.

Ve işte menü geliyor. Bir de ne göreyim: mıhlama. Mıhlamanın yanı sıra yöresel peynirlerden, menemene, omlet çeşitlerinden bahçe domatesine kadar mükellef bir kahvaltı için her şey vardı.

İşte bir Pazar günü çok sıradan başlayıp, yeni bir yer keşfederek ve İstanbul’un el değmemiş güzelliklerinin tadını çıkararak bitti. Bilmem farkında mısınız, hayatı farklılaştırmak bizim elimizde. Siz de bunu yapın, hayatta keyif aldığınız her şeyi yaşayın, anınızın değerini bilin, tadını çıkarın. Herkesin, her şeyin size bir değer katabileceğine inanın ve böyle yaşayın. Haydi durmayın Garipçe’den başlayın…

Umarım benim kadar keyif alır, huzur bulursunuz. Ben yolculuklarıma kaldığım yerden devam ederken karşılaşmak dileğiyle…

Sedef Özlü


Garipçe, Boğaz sahil şeridinde ve Rumelikavağı ile Rumelifeneri köyü arasında kalan bir köydür. Köy ilçe merkezine 11, Taksim'e 31 ve Eminönü'ne 34 km uzaklıktadır.


EN ÇOK OKUNANLAR
POPÜLER GALERİLER
en iyi yuz kuru yaglar guzellik cilt bakim
en yeni iyi yaz parfumleri parfum 2016
2016 plaj aksesuar trendleri
gwyneth paltrow nyc new york daire ev salon oturma odasi dekorasyon en cok
2016 bohem modasi yaz stil moda
victoria s secret 2016 plaj kiyafetleri
kerastese wedding servisi tuba unsal 2016 gelin sac modelleri dugun la romantique
2016 yilin en iyi parfum odulleri vakfi
EN YENİLER