referans 06.10.2009

Yüksel Arslan’ın retrospektif sergisi

Dünyanın en istisnai sanatçılarından Yüksel Arslan’ın ilk retrospektif sergisi santralistanbul’da…

1933 yılında Eyüp'te doğan ve dünyaca ünlü bir sanatçı olan Yüksel Arslan, kırk yıl sonra doğduğu topraklarda, Santral İstanbul'da retrospektif sergisi açtı. Doğal boyalar kullanarak resmeden Arslan’ın sergisi görülmeye değer.

Yüksel Arslan’ın retrospektif sergisi

Bir sergi retrospektif ise sanatçının öyküsünün birinci ağızdan resimlere eşlik etmesi, yapıtlara bambaşka bir derinlik katıyor. Eşzamanlı okuya, izleye ilerlerken vaktin nasıl geçtiği anlaşılmıyor. Ve dolaşmanız bitip dışarı çıktığınızda, kendinizi çok kalın bir kitabı okuyup bitirmiş gibi hissediyorsunuz. Hele de bu sanatçı Yüksel Arslan gibi okudukça çizen, okuduklarını çizen biriyse.

Santral İstanbul'da, çağımızın en sıra dışı sanatçılarından biri kabul edilen, "Kat edilmiş yolların dışında da, ressam olmadan da resim yapılabilir, ressam olunabilir" diyen Yüksel Arslan'ın tüm sanat yaşamından kapsamlı bir kesit sunuluyor. Arslan, bu sergi sayesinde kırk yıl aradan sonra Türkiye'ye dönüş yapmış.

Hem de ne dönüş; ilk büyük sergisi doğduğu semtte açılıyor. "Yüksel Arslan Retrospektifi"nin kuratörlüğünü Levent Yılmaz üstlenmiş.

Yüksel Arslan’ın hayat hikayesi

Yüksel Arslan, 1933 yılında bir işçi ailesinin oğlu olarak Eyüp'te doğar. Lisede okurken, 1952-54 yılları arasında bulabildiği ölçüde guaşlar, suluboyalar ve pastellerle resim yapmaya başlar. Paul Klee'nin etkisi altındaki resimlerini İstanbul Erkek Lisesi'nin duvarlarında sergiler. Bu yıllarda edebiyat dünyası ile yakınlaşır. Camus ve Kafka gibi yazarları okumaya başlar. Liseyi bitirince bilinçli olarak sanat tarihi okumaya karar verir. Okuduklarının da etkisiyle birkaç ay sonra kullandığı tüm hazır boyaları doğa karşıtı bularak atar ve tarih öncesi ya da Anadolu dokumacıları gibi kendi boyalarını doğal yoldan üretmeye girişir.

İlk sergi 1955 yılında
"Utangaç, içine kapanık, bastırdığı duygularıyla topluma uyum gösteremeyen bir çocuktum. Klasikleri devirmiştim ve Freud'un çevrilmiş eserleri kendimi yeteri kadar tanımama yardım ediyordu." Yüksel Arslan bu bastırılmış duyguların ilk yansıması olan sürtme tekniği ile oluşan 20 resmini 1955 yılında Galeri Maya'da sergiler. Resimler, sanat çevresinde ilgiyle ve şaşkınlıkla karşılanır. Sabahattin Eyüboğlu yazısında, "Büyük bir temizlikle, Tabula Rasa yaparak başlıyor. Çırılçıplak iki boyutlu insansız bir dünya" der. Arslan, resimlerinin hepsi satılınca Haşet Kitapevi'ne gidip sanat kitapları satın alır.

1956'da toprak, bal, yumurta akı, yağ, kemik iliği, sidik, kan gibi malzemelerden oluşturduğu boyalarla yeni seri "İnsanlı Günler"i yapmaya başlar. Ardından Eleşkirt'te askerlik yaparkenki izlenimleri ve 1958-61 arası erotik dünya dizisi gelir. 1961 yılında ünü Fransa'ya dek ulaşır. Arslan, Mübin Orhon ve Ferit Edgü vasıtasıyla Paris'te "Gerçeküstücülük" sergisine katılır. Marguis de Sade, Lautremont, Baudelaire, Rimbaud, Nietzsche okudukça çizgileri de değişmeye başlar.

Yüksel Arslan, ne "art/sanat" ne de "peinture/resim" olan bir tür geliştirmiştir. Bu türe bir de ad takar: "Arture. Arture resim ile yazı arasında bir sanat. Hem yazı hem resim, bir diğer değişle hayalle-gerçek arasında gidip gelen çizgiler. Sanatçının ilk arture'leri çiçeklerden böceklere, böceklerden insanlara cinsellikle, acılarla, ölümle, hastalıklarla, canavarlarla yüklüdür.

Tüm sanat, edebiyat, felsefe dünyasının hayran olduğu bu yaratıcılığın bedeli de vardır. Boyada doğalı ararken vücudunu zehirlemeden edemez. Alkol, haşhaş, düzensiz yaşam derken çizgiler soyuta dönüşür. 1963-65 yılları arasını seyahatlerle arture'lerini yapıp satmakla geçirir. İki yılın sonunda yaşam arkadaşı ve bir çocukla Paris'e döner.

Kapital'i resimledi
1968 Avrupası'nda ve Fransası'ndaki çalkantılı ve siyasi ortam Arslan'ı da etkiler. Marksizm'e yakınlaşır. Sömürenler, sömürülenler, makineleşme, fabrikalar derken ortaya "Yabancılaşma" dizisini çıkarır. Ardından da Marx'ın "Das Kapital"ini resimlemeye karar verir. On yıl sürecek bu çalışma sırasında binlerce sayfa okur, notlar alır ve ortaya 55 arture çıkar.

1980 yılında "Etkiler" dizisine başlar. Yaşamı boyunca etkilendiği besteciler, bilim insanları, düşünürlerin yaşamlarından ve eserlerinden yola çıkan Arslan, yaratıcılık sürecinde ortaya çıkan delilikten cinselliğe, hastalıktan ölüme uzanan gelgitli duygulara ve olaylara yer verir.

"Etkiler"den sonra gelen, 1999'a dek süren "İnsan" dizisi ise "Kapital"le birlikte büyük ustanın şaheseri kabul ediliyor. 14 yıl boyunca gece gündüz organlarıyla, uzuvlarıyla, cinsel yaşamıyla insanlık durumu üzerine okur ve çizer.

2000 yılında ise müzik, şiir, roman ve öz yaşamla bezenmiş "Yeni Etkiler" dönemi başlar. Burada da yine yeryüzü cenneti ya da cehenneminde yaşayan insanlara ait her türlü duygu ve eylem yine birbiri içine geçmiş bir biçimde anlatılır.

Orhan Duru, katalogda yer alan yazısında, "Arture'ler ile sadece insanlığın değil, kendi portresini de çizdi Yüksel Arslan" diyor.

Evet, Levent Yılmaz'ın da dediği gibi, "1965'ten bu yana sürekli okuyup not alan, arture'lerini çizen" ve hiç kimselere benzemeyen Arslan'ı tanımak için mutlaka yolunuzu Santralistanbul'a düşürün...

Müge Akgün, Referans


Yüksel Aslan ve santralistanbul’da devam eden retrospektif sergisinin Saba Deniz’deki izdüşümlerini okumak için İçinizdeki sanatçının retrospektifi... yazısına tıklayınız.


Sergi Açılış Tarihi: 13.Eylül.2009 / Pazar
Sergi Kapanış Tarihi: 21.Mart.2010 / Pazar
Mekan: santralistanbul
Adres: Kazım Karabekir Cad. No: 2/6 Eski Silahtarağa Elektrik
Eyüp İstanbul
Telefon: 212-311 78 09
İnternet Adresi: www.santralistanbul.org


POPÜLER GALERİLER
gelinlik modelleri pudra
mac mbfwi pioneering designersi 10
lenzing ecovero mehtap elaidi mbfwi 01
korean beauty kore guzellik sirlari
new york fashion week 26
paris fashion week pudra 12
mac mbfwi pioneering designersi 10
oleg cassini collection 2117 2
EN YENİLER