@Pudra özel haberidir, izinsiz kullanılamaz. 07.08.2015

Dr. Ebru Nurluoğlu mutluluğun formülünü açıkladı

Profesyonel koç ve kişisel gelişim uzmanı Dr. Ebru Nurluoğlu ile yeni kitabı, hayata bakış açılarımız ve mutluluk hakkında Pudra.com olarak keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

İş hayatına freelance metin yazarı olarak çok genç yaşta başlayan Dr. Ebru Nurluoğlu kariyerine reklamcılık, pr, televizyon alanlarında deneyim kazanarak devam etti. Hayatında her şeyin bir anda değişmesinin ardından mutluluğu bulmak için uzun bir yolculuğa çıktı. 

Dr. Ebru Nurluoğlu mutluluğun formülünü açıkladı
Farklı kültürlerin mutluluğa yaklaşımlarını gözlemlemek üzere dünyanın dört bir yanını keşfetti. Bugün Mutluluk Okulu'nun yaratıcısı, profesyonel koç ve kişisel gelişim uzmanı olan Dr. Ebru Nurluoğlu ile mutluluk hakkında bir röportaj yaptık.
 

Pudra.com: Dr. Ebru Nurluoğlu kimdir? Biraz kendinizden bahseder misiniz?

Dr. Ebru Nurluoğlu: Profesyonel koç ve eğitimciyim. Uzmanlık alanlarım iş hayatında ve özel yaşamda liderlik, takım ruhu, kişisel gelişim, değişim ve mutluluk. İş dünyasında şirketlerin tepe yöneticileri ile çalışıyorum. Bunun yanı sıra hayatında değişiklik yapma ihtiyacı duyan bireylere koçluk yapıyorum.
 

Yaşadığınız deneyimlerinden sonra "Kendimden Kaçarken Yakaladım Seni/Mutluluk Kılavuzu" kitabını yazmaya nasıl karar verdiniz?

"İşyerinde ve özel hayatta mutluluk" hem sahada hem de akademik ortamda çokça araştırdığım bir konu. Mutluluğun bu yolda emek sarf eden ve başkalarının mutluluğuna da katkıda bulunmaya istekli herkesin hakkı olduğunu düşünüyorum. Bu düşüncemi de "mutluluk ve hayat doyumu odaklı" kişisel gelişim atölyeleri serisi ile hayata geçirmek istedim. Ve bu konuda kitabım "Kendimden Kaçarken Yakaladım Seni/Mutluluk Kılavuzu"nu yazdım.
 

Mutluluğu bulmak gerçekten bizim elimizde mi?

Daha fazla mutlu olabilmek için öncelikle ana konu mutluluğu arayarak bulmak değil; asıl olan mutluluğunuza engel olan şeyleri tam tespit etmek. Ve bunların arasından üzerinde kontrolünüz olanları değiştirmek konusunda cesaretli adımlar atabilmek.Diğer önemli bir adım ise sizin mutluluğa yüklediğiniz anlamlar. "Kendinden Kaçarken Yakaladım Seni/Mutluluk Kılavuzu" zaten mutluluğa yüklediğiniz anlamı sorgulatıyor. Çünkü "mutluluğa yüklediğiniz anlamın karşılığını ne ölçüde aldığınızla ilgili sizde oluşan kanaat; ruhsal durumunuzu olumlu ya da olumsuz olarak etkiler" düşüncesini savunuyor. Her insanın mutluluk eşiklerinin farklı olması; yani sizin mutlu olduğunuz şeylerle başkasının mutlu olmaması da hep bu yüzden. Yani mutlulukta can alıcı nokta tamamen ona yüklediğiniz anlamdır.

Bir de mutluluk için bedel ödemeyi göze alamamak var ki; bu insanın yaptığı en büyük hata. Çünkü mutluluğa her zaman gül kokulu bahçelerden ulaşmanız mümkün olmuyor.
 

Gerçek benliğimize ulaşmak için nasıl bir yol izlemeliyiz?

Kendinizi tanımanın yolu kendinizle ilgili gerçekçi sorularla dürüstçe baş başa kalmak ve yüzleşmekten geçer. "Beden, zihin ve ruh" üçlüsünü ayrı ayrı olduğu kadar, bir bütün olarak da ele alın. Bu sizi tümsel benliğinize daha çok yaklaştırır. Üç D’den oluşan (devinim, düşünce, duygu) "beden, zihin, ruh" üçgenine özen gösterin.

Duygusal ve ruhsal dünyanız için hayatınıza birer ruhani ritüel sokun (olumlamalar yapmak, meditasyon yapmak, şükretmek, dua etmek, enerji çalışmalarına katılmak, nefes terapisi uygulamak; kişisel gelişim kitaplarından bu konuda ilerleme kaydedenlerin deneyimlerinden ya da seminerlerinden öğrendiklerini uygulamak… gibi).

Düşüncelerinizi hafifletin. Size hizmet etmeyen karamsar düşünceleri uzaklaştırmak için odak noktanızı daha olumlu konulara kaydırmayı bir özyönetim oyunu haline getirin. Size ağırlık yapan, zamanınızı çalan, istemediğiniz ve zorunlu olmadığınız her şeyden kaçının. Gereksiz sorumluluk, iş, eşya, giysi, harcama; hepsini evinizden, ofisinizden ve hayatınızdan çıkarın. Neyi sevdiğinize size neyin iyi geldiğine odaklanın ve kendinizi bu ortama uygun nasıl bir insan haline getirebilirsiniz bunun üzerinde çalışın. Kendinize zaman tanıyın.
 

Güçlü yönlerimizi nasıl fark edebiliriz?

Başkalarına oranla daha az çabayla yaptığınız her şey, takındığınız tavır, duruşunuz size güçlü yönlerinizi gösterir. Kendinizi yapmaktan alıkoyamadığınız, doğal olarak yaptığınız her yararlı davranış, güçlü yönlerinizdir. Çevrenize sorarak da güçlü yönlere ulaşmak enteresan olabilir. Çünkü başkalarının sizi fark etmesi ve hangi özelliklerinizle takdir toplayarak dikkat çektiğinizi bilmek size ışık tutar.
 

İnsanlar neden mutlu olmaktansa mutsuz olmayı tercih ederler?

Her insanın eşsizliğine inanan ve bu yönde kişilerin seçimlerine saygı duyan biri olarak mutluluk ahlakına epey kafa yorduğumu söyleyebilirim. Sonuçta vardığım nokta, mutluluk gibi mutsuzluğun da bazı insanlarca tercih edilebilir ya da gönüllü olarak katlanılabilir olduğunu idrak etmek oldu. Hayatı yaşanası bulmayıp melankolik olarak kalmak da bir seçim, gül kokusunun kendisini çağırdığını hayal ederek çöplüğün ortasından uzaklaşmak için hayat enerjisinin sınırlarını zorlamak da bir seçim. Soluduğu zor ortamı (ülke, aile, şirket…) terk etmek yerine kendi adalet değeri huzur bulana dek o ortamın içinde mücadele vermeyi tercih eden de var; huzur değerinin kılına zarar gelecek yerde bir saniye bile durmamaya ant içmiş olan insan da var. Mutsuzluktan beslenen insanlar da var. Onların mutsuzlukları başkalarının ilgisini çektiği sürece bu alışkanlık onlarda sürecektir çünkü sevdikleri şey buradan kaynaklanan ilgidir.
 

Kitabınızda Türkiye’deki mutluluk oranının dünyaya göre düşük olduğunu ve önceki yıllara göre de bu oranın giderek düştüğünü yazmışsınız. Sizce bu durumun sebepleri neler?

Toplumun bir kesimi "daha fazlası hastalığı"na yakalanmış durumda; ürün ve imkan bolluğu bizi adeta eldekinin kıymetini bilmemizden alıkoyuyor. Rekabet konusunda kendimizi zorunlu hissetmeye başladık; bunu sadece iş dünyası değil ailelerimiz de körüklüyor."Onda var sende niye yok?"; "Onlar bunu başardı sen neden yapmayasın?"... gibi. Mutluluğu mala mülke endeksleme alışkanlığı bu ülke insanını giderek daha tatminsiz dolayısıyla da mecburen daha mutsuz yapacak. Sosyal medyayı abartılı şekilde yüz yüze temassal iletişimin yerine oturtmak, yalnızlıkları arttırıyor. Toplum olarak olumlu haberlere değil de olumsuzlara yüzümüzü dönmeyi daha çok sevdiğimiz için mutlu olacak şeyleri göremiyoruz.

ebru nurluoglu mutluluk okulu sinif
 

Profesyonel koç ve kişisel gelişim/değişim uzmanı olarak bir de Mutluluk Okulu’nun yaratıcısısınız. Bize Mutluluk Okulu’nun amaçlarından bahsedebilir misiniz?

Mutluluk Okulu’nun amacı hem gündelik hayatın hem de iş hayatının içinde mutlu olma konusunu bütünsel ele alarak kişilerin mutluluk alışkanlıklarına katkıda bulunmak. Birebir koçluk çalışmaları ya da sınıf eğitimlerimiz var. "Ofiste ve yaşamda mutluluk koçluğu" diye bir kavram bizimle beraber kendiliğinden doğmuş oldu. Kişilerin ihtiyaçlarını tespit ederek kişiye özel bir danışmanlıkkoçlukeğitim karması da veriyoruz. Program mutluluk ahlakından mutluluk prensiplerine, kişinin kendini tanıyarak hayattaki beklentilerini şekillendirmesine değin oldukça geniş bir yelpazeyi kapsıyor.
 

Dünyayı gezen ve mutluluğu arayan biri olarak insanların hayata bakış açılarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kıymet bilmenin tüm dünyada mutluluğu pekiştiren önemli bir unsur olduğunu öğrendim. İnsanların alıştıkları topraklarda huzurlu olduklarında, başka yerlerde daha fazla para ile mutlu olmadıklarını, kendi yerlerini, alışkanlıklarını, insanlarını ve çevrelerini başkalarıyla değişmek istemediklerini fark ettim. Kutlayan ve takdir eden (hem kendini hem de başkalarını); arkadaşlarıyla hoşnut zaman geçiren, basit zevkleri olan insanların kendilerinden daha paralı ya da kompleks hayatlara nazaran daha mutlu olduklarına tanık oldum. Türkiye'de ya da yurt dışında hiç fark etmiyor en can alıcı nokta her insan için mutluluk zihniyetini geliştirebilmek."Kendinden Kaçarken Yakaladım Seni/Mutluluk Kılavuzu"nda aslında mutluluk zihniyetini içselleştirmiş bir kişinin eğer istekliyse mutsuzluklardan kolayca nasıl kurtulabileceğini görebilirsiniz. Tanıştığım insanlarda beni etkileyen mutluluk zihniyetinden kısaca şöylede bahsedebiliriz.
-"Kurban" diye kendini damgalamadan, sadece deneyim yaşayan biri olduğunu kabul etmek.
-Mutluluk kaslarını benimsemek.
-Kendine ve başkalarına değer vermek.
-Çok severek tasarladığım tümsel mutluluk ölçeğini uygulamak.


POPÜLER GALERİLER
new york fashion week 26
EN YENİLER