@Pudra özel haberidir, izinsiz kullanılamaz. 06.06.2017

Thich Nhat Hanh: Güzel olun, kendiniz olun

Lion's Roar yazarı Andrea Miller'ın Zen Budist rahip Thich Nhat Hanh ile yaptığı özel röportaj Pudra.com'da.

100'den fazla kitap yazan Vietnamlı Zen Budist rahip, öğretmen, yazar, şair ve barış aktivisti Thich Nhat Hanh Zen farkındalığın mucizesinin tamamen uyanık ve şuurlu olma becerilerini geliştirmekten geçtiğini gösteriyor. Şu anda, Güney Fransa'da Dordogne Bölgesi'nde Plum Village manastırında yaşayan Zen ustası çeşitli ülkelere giderek inzivalar ve konferanslar düzenliyor. Lion's Roar yazarı Andrea Miller'ın Zen Budist rahip Thich Nhat Hanh ile yaptığı özel röportajda ise Bbudizm'e daha farklı bir gözle bakmamızı sağlıyor. İşte o röportaj...

Thich Nhat Hanh: Güzel olun, kendiniz olun

Thich Nhat Hanh: Güzel olun, kendiniz olun
Thich Nhat Hanh'ın Vancouver'daki inzivası sona erdiğinde, iki rahibe beni British Columbia Üniversitesi'ndeki öğrenci yurdundaki mutfağa götürdü. İçeride, masadaki orkideler dışında, her şey toprak rengiydi. Thich Nhat Hanh, diğer kahverengi cüppeli keşişlerle beraber kahverengi cüppesi içinde altın kahve çayı elinde etrafında kahverengi koltukta oturuyordu. Rahibe Chan Khong beni Tayca tanıttı ve gülümseyerek onlar için ne kadar büyük bir sürpriz olduğumu söyledi. Bu röportajı e-mail üzerinden talep ettiğimde Andrea Miller'ın bir kadın adı olduğu akıllarına gelmemişti. Bu yüzden benim ileri yaşlardaki bir erkek olduğumu düşünmüşlerdi. Röportaj boyunca ise defalarca şaşıran taraf ben oldum. Ölümden sonra hayat, oturmanın zevkleri, olmak, yapmamak... Thich Nhat Hanh beklemediğim yanıtları verdi. Her zaman taze, her zaman bilge... Aşağıda söylediklerini bulabilirsiniz.

Sevdiğimiz birisi zihinsel bir hastalık, travma sonrası stres bozukluğu ya da bağımlılık gibi sorunlarla uğraştığında onları görmek acı verici oluyor. Sanki sorunları onlara yardım edemeyeceğimiz kadar büyükmüş gibi hissediyoruz. Bu zamanlarda onlardan ve sorunlarından kaçmak isteyebiliyoruz. Onlara yardımcı olmak istediğimiz zamanlarda ise onların sorunları bizi tüketiyor. Bu zor zamanlarda kendimizi de bunaltmadan onlara yardımcı olmak için ne yapabiliriz?
Bunalmış hissediyorsanız, çok çaba harcıyorsunuz demektir. Bu tarz bir enerji çevrenizdeki insanlara da, size de yardımcı olmaz. Yardımcı olmak için çok çaba harcamamalısınız. İki şey vardır: olmak ve yapmak. Yapmak üzerine çok düşünmeyin, önce olun. Huzur olmak. Eğlence olmak. Mutluluk olmak. Ardından eğlendirin, mutluluk verin. Yani öncelikle olma eylemine odaklanın. Taze olun. Huzurlu olun. İlgili olun. Merhametli olun. Cömert olun. Bu temel prensiptir. Sanki diğer insan bir ağacın dibinde oturuyor gibi. Ağaç hiçbir şey yapmaz ama taze ve canlıdır. Bir ağaç gibi olduğunuzda ve tazelik dalgaları yaydığınızda, diğer insanın acılarının dinmesine yardımcı olacaksınız.

Varlığınız hoş olmalı, sakinlik vermeli. O insan için orada olmalısınız. Bu zaten çok şey ifade eder. Çocukların yanınıza gelip size yakın oturmak istemesinin sebebi onlara kurabiye vermeniz değildir; sizin yanınızda oturmanın hoş ve rahatlatıcı etkisindendir. Acı çeken insanların yanına oturun ve ona yardımcı olmak için elinizden gelenin en iyisini yapın. Keyif verici, dikkat eden, tazeleyici bir insan olun.

Zor bir duyguyla karşı karşıya kaldığım zaman, örneğin öfke ya da derin bir mutsuzluk, nefesime odaklanmaya çalıştığımda da duygularımdan kaçmış olmuyor muyum?
İnsanlar genellikle kendilerini yoğun duygularda kaybedip bunalmış hissetmeye eğilimlidir. Bu, duygularla başa çıkmanın yolu değildir, çünkü bu olduğunda duygularınızın kurbanı olursunuz. Kurban olmamak için nefes alın ve sakinliğinizi koruyun. Bu sayede bir duygunun, bir duygudan fazlası olmadığını anlamış olursunuz. Bunu kavramak önemlidir. Çünkü ancak bu şekilde korkunuzdan sıyrılırsınız. Şunu unutmayın, sadece sakinsiniz, kaçmaya çalışmıyorsunuz. Sakin kalarak duygularınızla başa çıkmanız daha kolay olur.

Nefesiniz kendinizdir. Daha çok kendiniz olmak, daha güçlü olmak için nefesinizin desteğinizi almanız gerekir. Ardından duygularınızı daha iyi ele alabilirsiniz. Duygularınızı unutmaya çalışmıyorsunuz; aksine daha fazla kendiniz olmaya çalışıyorsunuz ki bu sayede bununla başa çıkabilesiniz.

 Thich Nhat Hanh: Güzel olun, kendiniz olun

Enstitüde bir sürü çocuğun da olduğunu görmek cesaret verici.
Çocukların yanında kendimi rahat hissediyorum. Genç kuşaktan hiç kopmadım. Keşiş olsunlar ya da olmasınlar, iletişim genç kuşak arasında her zaman var. Bu mutluluğumu sağlayan etkenlerden birisi.

Bazen genç anneler Dharma konuşmasını kaçırmak istemedikleri için bebeklerini de meditasyon salonuna getiriyorlar. Bu herkes için besleyici bir deneyim. Bebekler ne olduğunu bilmiyorlar ama huzurlu atmosferi hissedebiliyorlar. Huzurun enerjisi toplumda çok nadir görülür. 1500 insanın huzur içinde beraber oturması ise daha nadir. Çocuklara huzur ve sevginin işaretlerini sunduğunuzda bunu hissederler. Küçük olmaları ve henüz konuşamamaları, bu enerjiyi hissetmedikleri anlamına gelmez. Genç bir annenin meditasyon sırasında çocuğunu emzirdiğini hayal edin. Dharma'yı dinliyor, Dharma'yı tüketiyor, bebekse sütle Dharma'yı aynı anda içiyor. Bu çok güzel.

Sonradan çocuklar dünyanın zalimliğiyle karşılaştıklarında, huzurun enerjisiyle karşılaştıkları anları hatırlayacaklar. Sangha (Budist bir topluluk), bir araya geldiğinde her zaman huzur dolu bir enerji yayar ve genç insanlar bunu deneyimlediklerinde gelecek için tohumlar ekilmeye başlar. Budizm'in birçok farklı duruma bu huzurlu enerjiyi getirmeyi hedefler. Okullarda, hastanelerde, devlet dairelerinde, kongre salonlarında doğru nefes almak her zaman mümkün.

Anı hissetmek medyayla eğlenmekle çelişir mi? Aynı anda hem farkındalık sahibi olup hem de internetten, televizyondan, filmlerden ve kitaplardan keyif alabilir miyiz?
Keyif  alabileceğiniz güzel kitaplar ve filmler var. Bunlarla eğlenmek çok normal. Ama bazen film ya da kitap güzel olmadığı halde bile izlemekten ya da okumaktan vazgeçmiyorsunuz. Çünkü bunları yapmayı bıraktığınızda içinizdeki acılarla yüzleşmekten korkuyorsunuz. Toplumumuzda pek çok insanın yaptığı budur. Çoğu insan kendi kendileriyle kalamaz. Acıları, yasları ve endişeleri vardır. Bunların üzerini örtmek ve kendilerinden kaçmak için okur, dinler ya da izlerler.

Medyayı tüketmek bir kaçıştır ve kalıcı bir etkisi yoktur. Acılarınızı bir süreliğine unutabilir ama tekrardan kendi kendinize kalıverirsiniz. Buddha, bize kendimizden kaçmaya çalışmamamızı önermiştir. Kendimize iyi bakmayı ve acılarımızı dönüştürmeyi öğrenmeliyiz.

Meditasyon oturuşunu acılı veya zor bulan ve bunu yapmakta zorlanan insanlara ne önerirsiniz?
O zaman öyle oturmayın.

Gerçekten mi?
Evet, eğer oturmayı rahat bulmuyorsanız oturmayın. Oturmanın ruhunu öğrenmeniz lazım. Eğer oturduğunuzda çok çaba harcıyorsanız bu sizi strese sokar ve tüm vücudunuzda ağrıya sebep olur. Oturmak keyifli olmalıdır. Oturma odanızda televizyonunuzu açtığınızda acı hissetmeden saatlerce oturabiliyorsunuz ama meditasyon için oturduğunuzda acı çekiyorsunuz. Neden? Çünkü mücadele ediyorsunuz. Meditasyonda başarılı olmak istiyorsunuz, bunun için savaşıyorsunuz. Televizyon izlediğinizde ise savaşmıyorsunuz. Mücadele etmeden, savaşmadan nasıl oturmanız gerektiğini öğrenmeniz lazım. Eğer nasıl oturacağınızı öğrenirseniz, oturmak oldukça keyiflidir.

Nelson Mandela Fransa'yı ziyaret ettiğinde bir gazeteci ona en çok ne yapmaktan keyif aldığını sormuş. O da çok meşgul olduğunu, yapmaktan en çok keyif aldığı şeyin sadece oturup hiçbir şey yapmamak olduğunu söylemiş. Çünkü oturup hiçbir şey yapmamak bir zevktir, kendinizi yenilersiniz. Buddha, bu yüzden bunu lotus çiçeği üzerine oturmaya benzetir. Oturduğunuzda hafiflemiş, tazelenmiş ve özgür hissedersiniz. Ve oturduğunuzda böyle hissetmiyorsanız, oturmak sizin için zor bir iş haline gelir.

Uykunuzu almadığınızda veya hasta olduğunuzda, oturmak çok zevkli olmayabiliyor. Fakat normal hissediyorsanız oturmanın keyfini deneyimlemek her zaman mümkündür. Problem oturmak ya da oturmamak değil, nasıl oturduğunuzdur. Keyif alacağınız şekilde nasıl oturacağınızı bilmiyorsanız sadece boşa zaman harcıyorsunuz demektir.

Thich Nhat Hanh

Diğer Budistlerle karşılaştırdığımızda, her şeyden keyif almaya- nefes almaktan, oturmaktan, yürümekten, yaşamanın bütününden keyif almaya- daha çok önem verdiğinizi görüyoruz.
Buddha'nın öğretilerinde kolaylık ve keyif, aydınlanmanın elementlerindendir. Yaşamda çok fazla acı var. O zaman neden pratiğiyle ilgilenirken daha fazla acı çekmek zorunda olasınız? Budizmle, daha az acı çekmek ve acılarımızdan kurtulmak için ilgilenmiyor muyuz sanki? Buddha mutlu bir insandı. Buddha oturduğunda mutlu oturuyordu, yürüdüğünde mutlu yürüyordu. Neden bunu Buddha'nın yaptığından farklı bir şekilde yapmak isteyeyim ki? Belki de insanlar diğerlerinin "Pratiğini ciddiye almıyorsun. Gülümsüyorsun, kahkaha atıyorsun. Güzel vakit geçiriyorsun.  Pratiği ciddiye aldığını göstermek için çok ciddi hatta gaddar olmalısın" demesinden korkuyordur.  Belki de daha fazla bağış almak isteyen insanlar, bu pratiği daha fazla ciddiye aldıkları izlenimini yaratmak için bunu bu hale getirmişlerdir. Örneğin, tüm gece oturma uygulamasını ele alalım. Dinlenmenize izin yok ve bunun yoğun ve etkili bir pratik olduğunu düşünüyorsunuz ama tüm gece acı çekiyorsunuz ve uyanık kalmak için kahve içiyorsunuz. Bu çok anlamsız. Oturuşunuz ne kadar verimli ise değişiminize o kadar yardımcı olur. Uzun süre oturmak ve otururken acı çekmenin size hiçbir faydası yok. Oturma ve yürüme meditasyonları, keyif alırken kendi içinize bakmak ve kavramanızı geliştirmek içindir. Bu kavrayış sizi korku, öfke ve umutsuzluktan kurtaracak olandır.

Açık havada yürüyüş meditasyonları çok keyifliydi.
Budist geleneğinde, genellikle oturursunuz, sonra ayağa kalkıp meditasyon salonunda yavaş yavaş yürür ve tekrar oturursunuz. Biz burada bunu yapmıyoruz. Bunun yerine açık havada yürüyoruz. Bu pratik işe yarıyor çünkü bunu gündelik yaşamınıza uydurabilirsiniz. Normal bir hızda yürüyorsunuz- çok yavaş değil- bu sayede meditasyon yapar gibi gözükmüyorsunuz ve insanlar sizi normal karşılıyor. Eve gittiğinizde ya da arabanızı park ettikten sonra otoparktan işinize yürüdüğünüzde yürümekten keyif alabiliyorsunuz.

Bu basit pratik aslında yürümekten, oturmaktan, yemek yemekten ve duş almaktan nasıl keyif alabileceğimizin pratiği. Her şeyden keyif alabiliriz, ama toplumlar yaptıklarımızdan keyif alacak zamanımız kalmayacak şekilde organize edilmiş. Her şeyi çok hızlı yapmak zorundayız.

Sizce birini Budist yapan nedir?
Bir insana Budist denmeyebilir ama o kişi bir Budist'ten çok daha inançlı olabilir. Budizm farkındalık, konsantrasyon ve iç görüden oluşur. Bir insan bunlara sahipse Budist'tir. Bir insana baktığınızda farkındalığı olan; merhametli, anlayışlı ve içgörü sahibi birini görüyorsanız, o Budisttir. Ama bir insan rahibe bile olsa, bu enerjiye ve özelliklere sahip değilse sadece Budizmin görüntüsüne sahiptir, içeriğine değil.

Tören aracılığıyla Budist olunur mu?
Hayır, sizi Budist yapan törenler değildir. Budizm bir pratiktir. Budistler çok fazla ritüel ve tören gerçekleştiriyor olabilir ama Buddha bundan hoşlanmazdı. Sutralar'da, Buddha'nın aydınlanmasından sonra verdiği öğretilerde, insanların ritüellerden kurtulması gerektiğini söylemiştir. Aydınlanmayı ve özgürleşmeyi ritüelleri gerçekleştirdiğiniz zaman kazanamazsanız ama insanlar Budizmi ağır ritüellerden ibaret bir öğreti haline getirdi. Bizler Buddha'ya karşı nazik olamadık.
 
Budist olmak için reenkarnasyona inanmamız gerekir mi?
Ruhun bedeninizden çıkıp başka bir bedene girmesi reenkarnasyondur. Bu Budizmin devam anlayışını açıklamak için kullanılan oldukça popüler ama aynı zamanda oldukça da yanlış bir düşüncedir. Eğer, ruh ve benliğin olduğunu düşünüyor ve beden dağıldığında bunun başka bir bedende şekil değiştirerek devam ettiğine inanıyorsanız, hayır bu Budizm değildir.

Bir insana baktığınızda 5 elementi: form, duygular, algılar, zihinsel oluşumlar ve bilinci görürsünüz. Bu beşi dışında ruh ya da benlik yoktur ve bu beş element dağılmaya başladığında, karma ve hayatınız boyunca yaptığınız eylemler sizin devamınızdır. Yaptıklarınız ve düşündükleriniz enerji olarak kalır. Devam etmek için ruha ya da benliğe ihtiyacınız yoktur.
Bir bulut gibi. Bulut orada olmasa bile, kar ya da yağmur olarak devam eder. Bulutun devam etmek için bir ruha ihtiyacı yok. Bir başlangıç ya da son olması gerekmiyor. Devam etmek için bedeninizin tamamen yok olmasına ihtiyacınız yok, her saniye devam ediyorsunuz. Enerjimi yüzlerce insana aktardığımda onlar beni devam ettiriyorlar. Onlara baktığınızda beni görüyorsanız, hala devam ediyorumdur. Eğer benim sadece bedenim olduğunu düşünüyorsanız, beni görmüyorsunuz demektir. Ama beni konuşmalarımda ve davranışlarımda görüyorsanız, onların beni devam ettirdiğini göreceksiniz. Öğrencilerime, kitaplarıma ve arkadaşlarıma baktığınızda devam ettiğimi göreceksiniz. Ben asla ölmeyeceğim. Bedenim yok olacak evet, ama bu öldüğüm anlamına gelmez. Devam edeceğim, her zaman.

Bu hepimiz için geçerli. Beş Skandha(form) enerji ürettiği için bedeninizden daha fazlasınız. Buna karma diyoruz. Ama aktör yok, bir aktöre ihtiyacınız yok. Davranışlarınız yeterince iyi. Kuantum fiziği terimleriyle anlaşılabilecek bir şey. Kütle ve enerji; kuvvet ve madde - birbirinden ayrı şeyler değil. Aynılar.
 
Kültürümüzdeki materyalizm hakkında ne yapabiliriz?
İnsanların basit ve mutlu yaşayabilecekleri ve diğer insanları bunu görmeye çağırabilecekleri ortamlar oluşturabilirsiniz. Onları, materyalizme dayanan mutluluk anlayışından vazgeçmeye ikna edecek tek şey bu. Tüketecek çok şeyleri olduğunda mutlu olabileceklerine inanıyorlar ama mutlu olmayan bir sürü zengin insan var. Aynı zamanda ise daha az tüketip, daha mutlu olan insanlar da var.

Dharma pratiğiyle basit yaşamanın insanı tatmin edebileceğini göstermemiz gerekiyor. İnsanlar bunu görüp deneyimleyene kadar ikna olmazlar. Hiçbirimiz özel bir arabaya ya da telefona sahip değiliz. Vejetaryen besleniyoruz. Ama yumurta ya da et yemediğimiz için acı çekmiyoruz. Aslında daha mutluyuz çünkü canlı varlıkları yemiyoruz ve gezegenimizi koruyoruz. Bu insanı mutlu ediyor. Bu şekilde yaşadığımız ve beslendiğimiz için şanslıyız.

Eğer çok zengin değilseniz ve toplumda yüksek bir yeriniz yoksa gerçekten mutlu olamayacağınıza dair bir inanış var. Mutluluğun başka şekilde gelmesinin mümkün olduğunu görmeden bu inançtan sıyrılmak kolay değil. Bunu anlamak çocuklarımızın geleceğini kurtaracak. Bu yüzden bence Budist grupları yeniden düzenlememiz gerekiyor, böylece insanlara mutlu yaşamanın yolunun materyalizm değil de  birbirimizi anlamak olduğunu gösterebiliriz. Dharma konuşmaları yeterli olmayacaktır. Çünkü Dharma hakkında konuşmak, sadece konuşmaktır. İnsanlar materyalist olmayan bir toplumu ve böyle bir hayatın mümkün olduğunu gördüklerinde ikna olacaklardır.

kaynak: www.lionsroar.com

Konuyla ilgili diğer yazılarımız
İçinizdeki huzuru bulmanızı sağlayacak öneriler
Elephant Journal yazarı Chris Grosso Thich Nhat Hanh öğretilerinin hayatını nasıl değiştirdiğini anlattığı yazısı Pudra.com'da.

Mutlu olmak için her gün söylemeniz gereken 8 söz
Söylenmesi gerekeni söylemeyip, sonra içinizde fırtınalar yaşıyor musunuz? İşte söylemeyi öğrendiğinizde sizi mutluluğa götürecek 8 söz…

2016'da hayata pozitif bakmak isteyenlere öneriler
Yeni yıla pozitif bir başlangıç yapmak için 30 günde nasıl kendinizi yenileyebilirsiniz? Kişisel Dönüşüm Eğitmeni Banu Kalaycı yazdı.

Kendinizi sevmeyi öğrenmenize yardımcı olacak 12 öneri
Dünyada binlerce insanın hayatını değiştiren şifacı Louise Hay, tüm problemleri çözebilecek tek bir şey olduğunu söylüyor: Kendinizi sevmek. Louise Hay'ın kendinizi sevmek için 12 önerisini Pudra.com'da okuyun.


POPÜLER GALERİLER
new york fashion week 26
EN YENİLER