Junoastrology.com 29.04.2016

28 Nisan-22 Mayıs Merkür Retrosu'nun etkileri

Retro boyunca çekeceğimiz sıkıntılar bizi çıkış yolu aramaya itebilir. Juno Yıldız Gözlemcisi, Merkür Retrosu'nun etkilerini yazdı.

Gölge süreci dahil 14 Nisan-7 Haziran arasında etkin olacak bir Merkür Retrosu bu…  Ancak esas işleyiş süreci 28 Nisan–22 Mayıs tarihlerine denk düşüyor. Pluto ve Mars Retrolarının da başlangıç zamanında meydana geldiği için; Mars ve Pluto Elele Retro, Merkür de Gölgeye girdi… Mesajlarını oldukça yoğun hissediyoruz.
  • Bu Retro boyunca Merkür Boğa Burcunun 14 ve 23 dereceleri arasında zig zag yapacak.
  • Güneş, Mayıs itibariyle; Venüs de Boğa’da olacağı için, Boğa temalarının üzerinden geniş geniş geçeceğiz.
  • Merkür Retro’ya girerken Chiron ile 60 derece açı yapacak ve gölge süreci bittiğinde yine Chiron ile 60’lık açıda olacak.
  • Merkür Retrosu’nun bittiği gün, Merkür-Jüpiter & Kuzey Düğüm Kavuşumu- Pluto arasında bir Toprak Üçgeni olacak. Bu üçgen Neptün & Güney Düğüm Kavuşumu ile Uçurtma görünümü oluşturacak.
 

Meali ve burçlara göre yorumu;

Boğa’nın doğasında, sahiplenmek vardır. Aceleci değildir ama ısrarcıdır… Bir nesneyi, bir insanı, bir konumu, beğenir, aklına takar, bir şekilde ulaşır, fena halde alışır ve zinhar vazgeçemez!

28 Nisan-22 Mayıs Merkür Retrosu'nun etkileri

Sorun şu ki… Kaybetse veya ulaşamasa da vazgeçmez!

Merkür Boğa’da olunca sabit fikirli olma dersine çalışırız. Merkür Boğa’da geri gidince ise, bir ara bir şekilde sabit fikir, takıntı, saplantı haline getirdiğimiz  ama artık yolumuz için uygun olmayan düşünce kalıpları ve davranış modelleri üzerinde ısrarcı zig zaglar çizeriz. Birde; Boğa’nın zaafı "haz" olduğu için, bu retro sürecinde önemli bir çalışma konumuz da "Döngüsel bir varoluş biçimi olarak abartı ve yoksunluk hissi" olacaktır.
  • Merkür; düşünce, iletişim ve davranış modelimizi temsil ettiğine göre, öncelikle kendimizi söz ve davranışla ifade etme biçimimize bir göz atmamız gerekir. İnat edip ya da korkup da bir türlü söyleyemediklerimiz, yanlış ifade ettiklerimiz, yanlış anladıklarımız, başka türlü bakmamız gerekirken bakmayı, başka türlü yapmamız gerekirken yapmayı beceremediklerimiz önümüze dökülebilir. Almamız gereken ders şudur; başka türlüsünü denersek, başka fikir ve çözümlere kapımızı açarsak, bu güne kadar bakmadığımız yerden bakarsak, içimizde tuta tuta kusacak hale geldiğimiz şeyleri ortaya koyarsak ve sorgulamaya ya da tartışmaya açarsak, ölmeyiz. Bu retro bize bunu bir şekilde fark ettirecektir!
  • Tutarlı olmak ve ayaklarını yere bastığını hissetmek, doğruluğuna ikna olmadığı adımı atmamak yerine göre işe yarayan bir davranış şeklidir. Ancak bunun gölgesi tutucu olmak, detaylarda oyalanıp zamanın ruhuna uygun davranamamak, her işi süründürmek, her fırsatı söndürmektir. Adım atamamak yüzünden bu retro boyunca çekeceğimiz sıkıntılar bizi çıkış yolu aramaya itebilir.
  • Refahımızın sürekli olacağına dair güvence veren para, mal, mülk gibi maddi unsurlar konusundaki saplantılarımızla yüzleşebiliriz. Olmazsa olmazlarımız, maddi güvencemizi kaybetme korkularımız, tüketim alışkanlıklarımız, maddi standartlarımız, konum kaygılarımız önümüze gelebilir. Gerçek şu ki; Alıştığımızdan azına razı olursak, bizden bir şey eksilmez! Umduğumuzu bulamamak, bulduğumuzun kötü olduğu anlamına gelmez. Kendimize koyduğumuz hedef ya da belirlediğimiz standartlara sahip olmamak bizi değersiz yapmaz. Mutluluk, refah ve güven, tüketim standartlarımıza bağlı değildir. Hayatın bize sunduklarından hoşnut olmama nedenlerimiz üzerinde düşünüp, bakış açımızı ve tutumumuzu değiştirmemiz gerekebilir.
  • Rahatımıza düşkünlüğümüz ve tembelliğimizle yüzleşebiliriz. Rahatına düşkün olmak ayarında ve kararında kabul edilebilir bir şeydir ama bu tanım altına sığınarak yapmadıklarımız yüzünden hayat damarlarımız tıkanmaya başladıysa, toparlanma ve harekete geçme zamanı gelmiştir! Bu retro dönemi bize kendimizi hapsettiğimiz döngülerin girdabına sokup, atıllığımızı bırakmaya mecbur edebilir!
  • Haz anlayışımızı, zevk aldığımız şeylere yaklaşma şeklimizi gözden geçirmek durumunda kalabiliriz… Yeme  içme şeklimiz, bedenimizle  ilişkimiz gibi konularda saplanıp kaldığımız ve artık sağlığımızı bozmaya başlamış tutumları değişmemiz gerekebilir. Ve bu değişim ihtiyacı kendini hastalık, aksaklık, sorun şeklinde ortaya koyabilir. Özellikle boğaz bölgesi ve kulaklarla ilgili sorunlar, tiroid, şeker, kolestrol gibi metabolizma sorunları, nefes yolu tıkanıklıkları veya bağırsak problemleri gibi konularda  hassasiyetlerimizi fark edip çözmek zorunda kalabiliriz.
  • Değerli olmaktan ne anladığımızı masaya yatırmak zorunda kalabiliriz! İnsan değerli olduğunu elde edebildikleriyle ölçme eğilimine sahiptir. Elde ettiklerimiz her zaman maddi olmak zorunda değildir. Saygı, ilgi, beğeni, arzu gibi insanların bize değer verdiklerini ve öncelik sunduklarını düşündüren manevi kazanımlara da özlem duyarız. Ve karşılanmadığı için bizi inim inim inleten, böyle duygusal açlıklarımız vardır. Bu retro sürecinde kendimizi değersiz hissetmemize neden olan duygusal açlıklarımızla ve bunları gidermek için başvurduğumuz çıkmaz yöntemlerle de yüzleşmemiz gerekebilir. Önemsenmeye duyduğumuz derin ihtiyaç ve önemsenmeme korkumuz bu ara yükselir ve önemsenmek için benimsediğimiz davranış modeli bu ara kesin işlemez.

Bize düşen saplanıp kaldığımızı, fark ettiğimiz yerlere, ‘Ama ben başka türlü yapamam ki!” diye yaklaşmamak. Bazen insan tutum değiştirmekten o kadar korkar ki, bütün dünyasını belirli bir duruşu sürdürmek üzerine kurar. Ve bir türlü anlamak istemez ki, bütün korktukları başına tutumunu değiştirmemekten gelmektedir.

Hatta acı bedenimiz bile, tanıdık ve güvenli geldiği için terk etmek istemediğimiz bir ülkedir. Acı beden ne derseniz; taşına taşına ikinci bir deri gibi üzerimize geçmiş acılarımızdan bahsediyorum.
Bunlar bir süre sonra bizi ”Yeni bir ben” ihtimali için çaba göstermekten de koruyan bir kabuğa dönüşürler. Geçmişten gelen acıları o kadar benimser, kendimizi onlarla öylesine tanımlarız ki, bu tanımların dışına çıkacak bir tutum geliştirmek bize bu güne dek yaşadıklarımıza ihanet gibi gelir…


Elbette bir de bir acıyı gidermek için benimsediğimiz davranış modelleri, kendimizce bunu geçirmek için ürettiğimiz kaçış yolları ya da onarım yöntemleri vardır. Bir süre sonra bunlar da acılarımız kadar ağır, köhne, geriletici bir hale gelirler. Zira bizi meselenin kaynağına gidip, soruna başka gözle bakmaktan, sorunu ve çözümü yeniden tanımlamaktan alıkoyarlar.

Bu Merkür Retrosunda; acı bedenimiz, bize fazla ağır gelmeye başlayacaktır! Bu nedenle, acılarımızı geçirme yöntemlerimizi de masaya yatırmamız ve yöntemleri bırakıp, doğrudan kaynağı çözümlemeye, acı algımızı oluşturan nedenleri görmeye ve kendimizi yeniden tanımlama cesaretini göstermeye ihtiyacımız olacaktır.

Gelelim Burç ve yükselen burca göre retronun dokunacağı alanlara. Hem kendi burcunuzu hem yükseleni üşenmeyin okuyun!

Koç veya Yükselen Koç olanlar; Retro kaybetme, ya da yoksun kalma korkularınızı tetikleyebilir. Bu deneyimi ağırlıklı olarak maddi konularda yaşasanız da, saygınlık görme, takdir alma gibi ihtiyaçlarınız konusunda da takıldığınız noktalarla karşılaşmanız mümkündür. Bir türlü elde edemediğiniz ya da vazgeçemediğiniz bazı maddi veya manevi öncelikleriniz size ayak bağı olmaya başlayacaktır. Önceliklerinizi elden geçirmekten korkmayın! Ve şunu da unutmayın; insanı değerli kılan üretkenliğidir! Eğer öncelikleriniz üretken olmanıza engel oluyorsa, burada bir sorun vardır.

Boğa veya Yükselen Boğa olanlar; Boğa kardeşlerimin "Tanrım beni baştan yarat! Sen yapmazsan ben yapacağım…" deme zamanı gelmiş. Çok güzel bir tanım vardır; "Tutumlarımız alışkanlığa, alışkanlıklarımız karaktere, karakterimiz ise kadere dönüşür!" Demek ki tutumlarımızı değiştirmeye başladığımızda, karakterimize dair tanımlarımızı da değiştirdiğimizi ve zamanla kaderimizin de değişmeye başladığını görebiliriz. Ama bunun için çakıldığınız yerden sökülmeyi kabul etmeniz lazım.

İkizler veya Yükselen İkizler olanlar; Tamam anladım pek "dadınız" yok. Fiziksel olarak alıştığınız kadar enerjik ve sağlıklı olmayabilirsiniz. Ama duygusal olarak da tükenmişlik sendromu yaşamaktasınız. "Ben böyle miydim?, böyle mi doğdum?…” diye arabeske bağlamayın da, sizi bu duruma getiren tercihlerinizi elden geçirin. Doğal bir nekahat devresinden geçiyorsunuz. Bu süreci kötü hissetmenize neden olan şeyleri tespit edip, iyileşme yoluna girmek için kullanın. Bilinçaltınız da fır fır hareketli. Sorunları ve çözümleri rüyalarınızda bile görebilirsiniz. Ay tamam hadi uzatmayın geçecek.

Yengeç veya Yükselen Yengeç olanlar; Ağaçların çiçek açma, Yengeçlerin de tereddüt etme zamanı. Ama biraz düşünürseniz, kaygı, vesvese, tereddüt, risk almama arzusu gibi eğilimlerinizin size önlemeye çalıştığınız risklerden daha fazla zarar verdiğini göreceksiniz. Eğer kendinizi tıkanıp kalmış, yeni fırsatlar bulmak konusunda yeteneksiz hissediyorsanız, bu da bilin ki paslandığınız içindir! Tabi siz durun durun, evren de emrinize amadeydi. Hadi deyince önünüze yedekte bekleyen fırsatlardan sizin beğeneceğiniz gibi bir fırsat çıkarsın. Biraz çaba gösterin. Hatta boşa gibi gelse de biraz uğraşın. Elbet bir sahile varırsınız.

Aslan veya Yükselen Aslan olanlar; Galiba bu retroda iktidar sahibi olma tanımınızı elden geçirmek zorunda kalacaksınız. İhmal edilmiş ya da elinizden gelse ihmal etmeyi çok isteyeceğiniz sorumluluklar, bu ara önünüze dikilebilir. Yapmak istediklerinizi değil, mecbur olduklarınızı mı yapıyorsunuz? Sorun bakalım kendinize niye? Yetkili olmayı sevip de sorumlu tutulmayı kabul etmemek diye bir şey biliyorsunuz ki mümkün değil. Ya akışına bırakacak, iktidar alanı olarak çizdiğiniz sınırları kaldıracaksınız. Ya da olmak istediğiniz yerin ağırlığını, yükümlülüğünü, sıkıntısını taşıyacaksınız.

Başak veya Yükselen Başak olanlar; Plan yapamamak, ya da yaptığınız planlardaki aksaklıklar yüzünden fazla adım atamamak sizi uyuz ediyor dimi? Planlarınıza aşık olmayı bırakın siz de o zaman. Baktınız olmuyor, bakmayı verin! Bu ara payınıza düşen, hayatı çekip çevirmekten mahrum bırakılma deneyimi… Sırf bir şeyler sizin istediğiniz gibi gitmiyor diye kurgu kurmayı, yargı yarmayı bırakın. Ve eğer gerçekten sıkışıp kaldıysanız da dönün kendinize şunu sorun; "Benim neye farklı bakmam, neyi farklı yapmam lazım?"

Terazi veya Yükselen Terazi olanlar; Yoksunluk kaygısı ile yüzleşmeniz gereken bir dönemden geçiyorsunuz. Kaynak bulma sıkıntısı, borçlarınızı ödeyememek, alacaklarınızı alamamak kaygısı gibi konular gündeminize gelebilir. "Ya ben bundan sonra hiç…" diye başlayan senaryolar üretmeyi bir yana bırakın! Soruna değil çözüme odaklanın. Eğer kaynak sıkıntısı yaşıyorsanız, tüm yumurtalarınızı aynı sepete koymuş ve alternatif çıkış senaryolarını erteledikçe ertelemişsinizdir. Şimdi zaman, yeni senaryolar için plan yapma zamanı. Hadi mızmızlanmayın. Siz çözüm üretmeye odaklanınca kendinize duyacağınız hayranlıkla toparlanırsınız.

Akrep veya Yükselen Akrep olanlar; Bu ara sorun hep başkaları gibi görünüyor. Ama bir işi belli bir noktaya iki kişi getirir. Eğer iş ve hayat ortaklıklarınız tıkanma noktasına geldiyse, anlaşma sağladığınız düşündüğünüz konularda aslında hiç anlaşamadığınızı fark ediyorsanız, bir durup "Ben işi bu hale getirecek kadar niye bekledim?" diye kendinize sormanızda fayda var. Hayata dair tüm beklentilerinizi karşınızdakilerin davranışlarını belirlemek üzerine kurarsanız, esnekliğinizi kaybedersiniz. Bağımsız çıkış senaryoları geliştirmeyi ya da uzlaşmayı öğrenmek için iyi bir zaman. Kolay gelsin.

Yay veya Yükselen Yay olanlar; Bu ara konfor alanınız size dar ve sıkıcı geliyor dimi? Bir rutinin içine girdiniz ve ne yapsanız çıkmıyorsunuz. Zira konfordan, rahattan, huzurdan ne anladığınızı kendinize bir daha sormanız gereken bir zaman. Eğer çalışma şekliniz size istediğiniz verimi sağlamıyorsa, ya da sağlığınız alıştığınız ritme dayanamıyorsa, bu uyarıları da dikkate alın. Alışkanlıklarınız, sizi hareketsiz ve çıkışsız hale getirmeye başlamış. Eğer bu alışkanlık bir yerde durmaya sabredememek ise, onun da özgürlük değil kaçış olduğunu anlamanızda fayda var.

Oğlak veya Yükselen Oğlak olanlar; Sizi mutsuz etmiş, umutlarınızı kırmış, hayallerinizi yıkmış, olanlar üzerine destan yazasınız var. Kalbinize gömdüğünüz aşklar ve özlemler masanızın üzerinde hüngür sümük ağlıyorlar. Hem onlardan kopamıyor, hem de size yar olmadıkları için onları affedemiyorsunuz! Dönüp dönüp olmayanları oldurtmaya çalışmak yerine, oldurtmaya çalışırken kullandığınız yöntemlere bir bakın. Siz bazı şeyleri neden çok istiyorsunuz, bunların size cazip gelen yanı ne oluyor? Çok arzu edince nasıl davranıyorsunuz? Peki sonuç niye hep hüsran oluyor?

Kova veya Yükselen Kova olanlar; Eviniz, aileniz, aidiyetleriniz veya güvenlik alanınız ile ilgili sorunlar yaşadığınız bir zaman. Arkanızda bitiremediğiniz, bırakamadığınız, bağınızı bir türlü kesemediğiniz maddi ve manevi yükler olduğu için, bir türlü önünüze bakamıyor, yeni tanımlar, yeni duruşlar edinemiyorsunuz. Bu da sizi gelebileceğinizi yere gelmekten, olabileceğiniz şeyleri olmaktan alıkoyuyor. Neyi bitirmeniz ya da kapatmanız gerekiyorsa yapın da, şu güvensiz ve kaçak haliniz bi bitsin! Zira artık arkasına veya içine saklanmaya çalıştığınız konumlar da size dar gelmeye başladı.

Balık veya Yükselen Balık olanlar; Geri dönüş başladı. Arkanızda bırakmaya çalıştığınız şeyler şimdi önünüze çıkıyor. Çevrenizdeki insanlarla iletişim sorunları yaşıyor olabilirsiniz, tutumunuza dikkat edin. Eğer onlar size kapıları kapatıyorlarsa, geçmişte yaptığınız tercihleri düşünüp fazla tepki göstermemeye çalışın. Bir yere varamama hissinize neden olan ön yargılarınızı ya da vazgeçemediğiniz acılarınızı fark edin. Şu yukarıda anlatıp durduğum acı beden hikayesi var ya… İşte o tam sizlik bir konu. İyi çalışmalar.

junoastrology.com


POPÜLER GALERİLER
raisa and vanessa nike air force 03
derin mermerci network
alexander wang adidas originals 10
gece bakimi
fezi altun max factor makyaj tuyolari
kis bahcesi dekorasyon onerileri5
organik kozmetik krem guzellik dogal bakim cilt sac goz
pandora reflections mood jewellery 12
EN YENİLER