Junoastrology.com 06.04.2016

7 Nisan Koç burcunda Yeniay'ın etkileri

Korkularımızın bizi geri çekmesine izin vermeyelim. Juno Yıldız Gözlemcisi, 7 Nisan'da Koç Burcu'nda gerçekleşecek Yeniay'ı yorumladı.

7 Nisan günü, İstanbul’a göre saat 13:24’de Yeniay adını verdiğimiz Güneş&Ay kavuşumu gerçekleşecek.

7 Nisan Koç burcunda Yeniay'ın etkileri

Yeniay haritasını değerlendirirken, aşağıdaki göstergeleri dikkate alıyorum;
  • Güneş ve Ay, haritanın 9’uncu evinde ve Koç Burcu’nun 18 derecesinde kavuşuyor.
  • Yeniay, Uranüs ile kavuşum içinde. Yükselen noktası ve Retro konumdaki Satürn ile de bir Ateş Üçgeni oluşturuyor. Aynı zamanda Pluto ile de kare açı yapıyor.
  • Haritanın yükseleni Aslan Burcu’nun 18 derecesi.
  • Ay’ın yerleştiği Koç Burcu’nun yöneticisi Mars da bir Ateş Burcu olan Yay da ve 4’üncü evde. 8’inci eve yerleşmiş olan Balık’taki Neptün ile kare görünümde.
 

Meali;

Öncelikle ateş etkisinde bir Yeniay yaşadığımız için, 7 Nisan’ın öncesi ve sonrasındaki bir kaç günün, çarpıcı gelişmelere, hızlı ve karşı koyma imkanı olmayan değişimlere sahne olacağını söyleyebiliriz. Kişisel hayatlarımızda ani yolculuklara çıkma gereği ya da haberleşme trafiğinde artış yaşanabilir. Sosyal düzlemde ise yayın organları üzerinden duyulacak ani haberler, gündemimize düşecek sosyal medya bombaları bu sürecin bir parçası olabilir. Küçük bir kıvılcımın bir anda büyük bir yangına ya da bir kartopunun çığa dönüşmesi gibi, aniden gelişen bir olay, kontrol altına alınamadığı için beklenmedik sonuçlara yol açabilir. Ya da ne zamandır çözüme kavuşmayan durumu belirli bir noktaya taşımak isteyen kişi veya kişiler, "bir oldu bitti ortamı" yaratmak için etrafını da gaza getirebilir. Ancak anlık gelişmelerin ateşine kendimizi kaptırmamakta, olan bitenle gaza gelerek değil, olayların içindeki sebep sonuç ilişkilerini fark ederek davranmakta fayda var!
 

Öyle ya da böyle;

Karşı karşıya kalacağımız olaylar bizi, hayatımızdaki tıkanıklıklara yaratıcı çözümler bulmak zorunda bırakacak! Bir aydınlanma anı ile, başımızı hep başka yöne çevirmekte ısrar ettiğimiz için fark etmediğimiz bir çıkış noktasını, ya da mecbur olduğumuzu sandığımız için katlandığımız bir durumun açığını görebiliriz.

Beklenmedik bir gelişmeyle kendimizi bir belirsizlik denizinin içine atılmış bulursak eğer, her şeyi alıştığımız hale döndürmeye çalışmakla vakit kaybetmek anlamsız… Zira biraz özenle düşününce, aslında sinyallerin geçmişten beri var olduğunu ve bizim potansiyeli görmezden geldiğimizi ya da geciktirmeye çalıştığımızı kendimize itiraf edeceğiz.
  • Bir olayın ya da insanın bizi köşeye sıkıştırması yüzünden, epeydir ertelediğimiz, kendimizde yapma gücünü ya da cesaretini bulamadığımız bir adımı atmak durumunda da kalabiliriz.
  • Kendimizi disipline sokmayı beceremediğimiz konularda, alarm zilleri çalabilir ve biz acil bir toparlanma planı geliştirmek durumunda kalabiliriz.

Durum bu ise unutmayalım ki;  Alıştığımız düzeni kaybetme korkusu bizi sadece geciktirir ve önümüzde uzanan olasılıkları fark etmemize ve değerlendirmemize engel olur. Çıkılması zorunlu bir yolculuğu, atılması gereken bir  adımı ertelemek, giderek artan sıkıntılara yol açacaktır. Tembelliğimizin, korkularımızın, konfor alanımıza olan abartılı bağlarımızın bizi geri çekmesine izin vermeyelim.

Arkamızdan kapanan her kapı, bizi yeni bir yolculuğa çıkartmak içindir. Kendimize güvenemediğimiz yerde dahi, hayatın bilgeliğine güvenmek bizi ayakta tutabilir. Tabi işin bir de "ani bir güdüyle belirsiz sulara uçarak atlama" boyutu var. Olayları istediğimiz yere getirme arzumuzu, koşulları kırılma noktasına getirecek kadar zorlamaya dönüştürmeyelim bu Yeniay’da.

Sabit fikirlilik, kafasına göre davranma arzusu, ısrarcılık ya da basitçe bencillik nedeniyle karşımızdakileri köşeye sıkıştırdığımız durumlarda, beklemediğimiz karşılıklar alabiliriz. Hiç kimse kayıtsız şartsız hüküm sahibi ya da vazgeçilmez unsur değildir. İnsanları kıymetli yapan, fonksiyonlarıdır. Fonksiyonunu "adaplıca" yerine getirmek yerine, borusunu öttürmeye, zorbalık taslamaya kalkanları hayat kendi yollarıyla ehlileştirir.

Sözün özü; eğer bu Yeniay’da fazla uçup da çakılan biz olursak, abarttığımızı fark ettiğimizde iş işten geçmiş olabilir. O aşamadan sonra bize kalan, bizi bu kadar fütursuz yapanın, risk almaya itenin, hem ortalığı dağıtıp hem de ”Aman bana bir şey olmaz!” gevşekliğinde davranmaya sevk edenin ne olduğunu kendimize sormaktır. Yaratanın sevgisini ve koruyuculuğunu da insanların sabrını da fazla sınamak iyi değildir.

Özüne sağlıklı bir güven duyamayan insanlar, kendi önem ve değerlerinin altını aşırı çizebilir, sürekli olarak üstten alabilir ve güçlerini insanların gözüne sokmak ister gibi davranabilirler. Bu içerideki boşluğu, etraftan hak edilmeyen bir onay ve kabul görerek düzeltmeye çalışmaktır.

Biz böyle davranmaya eğilim gösterdiğimiz durumları bu Yeniay’da fark edelim. Başka kişilerin böyle davrandığı durumlarda da, durumu göğüslemek, mücadele etmek yerine kenara çekilelim.

junoastrology.com


POPÜLER GALERİLER
new york fashion week 26
paris fashion week pudra 12
EN YENİLER