24.03.2021

Pandemi ile çocuklar ve ergenler evin içinde yalnızlaştı!

2020 yılı ile başlayan pandemi ve kısıtlamalar sadece yetişkinlerin değil, çocuk ve gençlerin yaşadığı yalnızlığın da boyutlarını arttırdı.

İZLE: ERGEN TERAPİSİ👇 
Çocuk – Ergen Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Mine Elagöz Yüksel, pandemi ile bilrikte çocuk Pudra.com için çocuklarda iletişim kopukluğunun yol açtığı sorunlar ve telafi yollarını anlattı. 

Pandemi ile çocuklar evin içinde yalnızlaştı!
  
Çocuklar, günümüzde daha yalnız. Bunu anlamak ebeveynleri için daha zor olabiliyor, çünkü kendileri geçmişte büyük çoğunlukla kendi ebeveynleri ya da büyükanneleri ile kalabalık aile ortamında büyüdü. Günümüz çocuklarının ebeveynleri daha yoğun çalışıyor ve çoğu aile çekirdek aile olarak yaşıyor. Güvenilir mahalleler ve sokakta oynamalar da eskisi kadar kalmayınca çocuklar ev içinde daha fazla yalnızlaştı. Son bir yıldır pandemi de çocuk ve gençlerin yaşadığı yalnızlığın boyutlarını arttırdı.
 
Çocuklar evin içinde yalnızlaştı

Pandemi ile beraber sokağa çıkma yasağı, karantina benzeri uygulamalar, okulların ve etkinlik merkezlerinin kapanması çocukların akranlarını daha az görmelerine, daha fazla evde vakit geçirmelerine yol açtı. Okula isteksiz giden çocuklar bile biran önce okulların açılmasını bekler oldu. Okulların sadece bir eğitim yuvası değil çocuklar için en önemli sosyalleşme ortamı olduğu gerçeği bir kere daha ortaya çıktı.
 
Pandemi döneminde görüntülü görüşmeler en güvenli iletişim yolu oldu. Daha az sosyalleşme imkanı bulan ve ev ortamında daha fazla vakit geçiren grup şüphesiz ki teknolojiyi bir sosyalleşme aracı olarak kullanamayan 0-6 yaş grubu yani okul öncesi dönemi çocukları oldu. Bu dönemde özellikle büyük yaş grubu yani ergenlik dönemindeki çocuklar, teknolojiyi çeşitli amaçlar uğruna kullanmaya daha yatkın oldukları için gerek telefonları gerek sosyal medya, internet oyunları, sohbet odaları vasıtasıyla akranları ile iletişimlerini farklı bir biçimde olsa da devam ettirebildi.
 
Ergenlikte arkadaşlarının söyledikleri öne çıkıyor
 
Çocuk büyüdükçe hayatında anne ve diğer ebeveynler ile geçirilen vakit azalır, akranları ile geçirilen vakit gittikçe artmaya başlar. Bir nevi bir yer değişim gerçekleşir ancak bir diğer kişi ile iletişim halinde olma ihtiyacı azalmaz. Öyle ki ergenlik döneminde bir çocuk için arkadaşlarının söyledikleri ailelerinin söylediklerinin önüne geçmeye başlar. Yani kaç yaşında olursa olsun sosyalleşme insanoğlu için bir ihtiyaçtır. Başka bir deyişle insanoğlu var olabilmek için bir başkasına gereksinim duyar. Bunun en önemli göstergesi bebeğin anneye duyduğu ihtiyaçtır. Bebek annesini her daim yanında ister, gidince ağlar, ilgi çekmeye çalışır.
 
Aile çocuk

Sosyal ortamda çocukların akranlarından duygu ve düşünceleri etkilenirken kendi de başka çocukları etkileyebilmektedir. Duygu ve düşüncelerdeki değişiklikler davranışları da etkiler. Dolayısıyla sosyalleşme beyin yapısının olgunlaşmasına ve gelişmesine katkı sağlar. Aksine yalnız olduğunu hisseden bireyin vücudu bu durumu bir stres olarak algılar. Yapılan araştırmalarda sosyal etkileşimdeki aksaklıkların çocukların beyin ön bölgesinde (prefrontal bölgede) hasara yol açtığı bulunmuştur. Annenin olmadığı ortamlarda büyüyen çocukların bedensel ve zihinsel gelişimi geri kalmaktadır. Kronik yalnızlık hissi ileri dönemde depresyon ve kaygı bozukluklarına yol açabilir. Bu durum uzun süreli var olduğunda sadece psikolojik değil bedensel de etkileri olacaktır. Yalnız olduğunu hisseden çocukların ileriki dönemde migren, insülin direnci, kilo alımı, daha fazla hastalanma gibi fizyolojik ya da bir başka deyişle bedensel yakınmaları olduğu saptanmıştır.
 
Bir çocuğun kendini yalnız hissettiğini anlamak kolay değildir. Hayali arkadaş yaratmak, anne babadan ayrılamamak, sebepsiz görünen ağlamalar, içe kapanmak, uyku sorunları; bunların yanında kurallara uymamak, davranış sorunları gibi belirtiler çocuğun kendini yalnız ve anlaşılmamış hissetmesinin dışa vurumu olabilir.
 
Aktiviteler ve ortak anlar yalnızlık hissini azaltacaktır
 
Pandemi döneminde sosyal iletişimin zayıflaması beraberinde başka kayıpları da getirdi. Kutlanamayan doğum günleri, katılınamayan mezuniyetler gibi birçok anı oluşamadı. Aileler bu dönemde çocukları için kaybolan anıları, paylaşılamayan dostlukları geri getiremeseler de onlarla konuşabilir, ne hissettiklerini sorabilirler. Ebeveynler tüm zamanlarını çocukları ile paylaşamasalar da geçirdikleri vakitte dikkatlerini onlara vermeli ve onları dinlemeliler. Bazen konuşmamak, sadece ortak bir an paylaşmak ya da bir arada ev işi yapmak benzeri aktiviteler bile çocuğun yalnızlık hissini azaltacaktır. Aksi halde bir ebeveyn çocuğuyla beraber geçirdiği vakitte sadece ona ne yapacağını söylüyor, bol nasihat veriyor ise o çocuk yanında birileri var olsa bile yalnız hisseder. Yani bazen de yalnızlık fiziksel olarak gerçek gibi görünmese de çocuk tarafından hissedilir.

Yazarımızın diğer yazısı için tıklayın: 

Otizm nasıl anlaşılır? Erken teşhisin otizm tedavisinde önemi nedir?
Bugün 2 Nsan Otizm Farkındalık Günü. Çocuk - Ergen Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç Dr. Mine Elagöz Yüksel Pudra.com için rehber niteliğinde bir yazı hazırladı.

Çocuk Ergen Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Mine Elagöz Yüksel kimdir?

Dr. Mine Elagöz Yüksel1983 yılında İstanbul'da doğru. Alman Lisesi'nden mezun oldu. 2008 yılında İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi'ni bitirdik. Ardından Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı'nda uzmanlığını tamamladı. Önce Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Çocuk-Ergen Psikiyatri Bölümü'nde görev yaptıktan sonra zorunlu hizmeti için Trabzon'da çalıştı. 

"Yaygın gelişimsel bozukluk ve tepkisel bağlanma bozukluğunun epigenetik değişiklikler açısından karşılaştırılması: Oksitosin reseptör geninin rolü” isimli tezi ile ulusal kongrede ödüle layık görüldü.

Uluslararası ve ulusal dergilerde yayınlanmış bilimsel çalışmaları, kitap bölümü yazarlığı, uluslararası ve ulusal tıbbi kongrelerde oturum konuşmaları bulunan ve halen NP İstanbul Beyin Hastanesi'nde çocuk ve ergen psikiyatri uzmanı olarak görev yapan Yrd. Doç. Dr. Yüksel, iyi derecede Almanca ve İngilizce biliyor, yabancı dil konuşan danışanları kabul edebiliyor. Evli ve iki çocuk annesi olan Yrd. Doç. Dr. Mine Elagöz Yüksel, aynı zamanda İstanbul Çocuk ve Ergen Psikanalitik Psikoterapi Derneği üyelerinden biri.


POPÜLER GALERİLER
gelinlik modelleri pudra
mac mbfwi pioneering designersi 10
lenzing ecovero mehtap elaidi mbfwi 01
korean beauty kore guzellik sirlari
new york fashion week 26
paris fashion week pudra 12
mac mbfwi pioneering designersi 10
oleg cassini collection 2117 2
EN YENİLER