murat yanki
@Pudra özel haberidir, izinsiz kullanılamaz.

Mimarisiyle ünlü kent: Vicenza

Venedik’in gölgesinde kalmış bir güzellik haline gelen Vicenza'yı ve Vicenza'yı güzelleştiren ünlü mimar Andrea Palladio'yu Murat Yankı Pudra.com'a anlattı.

Kuzeydoğu İtalya’da, Venedik’in içinde bulunduğu bölge Veneto olarak adlandırılıyor. Rivayete göre Veneto adı, 3000 yıl önce Bartın civarlarından göçen 'Enetler' halkından geliyor. Eneto zamanla evrilmiş ve İtalya’nın 20 bölgesinden biri olmuş. Yani anlayacağınız Venetolular bizden. Veneto bölgesinde 7 vilayet bulunuyor. Bunların en ünlüsü hatta pek çoğumuzca tek tanınanı Venedik. Biraz da Romeo ve Juliet aşkına Verona’yı tanırız. Oysa Venedik’in kuzeybatısında, asil mi asil, güzel mi güzel bir kent daha var: Vicenza.

Mimarisiyle ünlü kent: Vicenza

Yaklaşık 150 bin nüfuslu Vicenza, böylesine güzel olmanın yanı sıra özellikle Rönesans tarihi açısından da büyük önem taşıyor. Zira Vicenza geç Rönesans'ın büyük mimarı Andrea Palladio’nun da kenti. Hatta Vicenza’dan çok Palladio’nun kenti diye de adlandırılır.

Palladio, Vicenza’ya 50 kilometre uzaklıktaki Padova’da 1508 yılında doğar. Doğduğundaki adı Andrea Pietro della Gondola. Okula gitmeyen Andrea, o dönemlerde zenginleşmiş Vicenza’da duvar ustası olarak çalışır. Vicenza, o zamanlar Venedikli asilzade ve zenginlerin bir anlamda sayfiye yeri. Brenta Irmağı sayesinde Venedikliler bu kaotik kentin havasından uzaklaşarak o dönemde kırsal güzellikleriyle bilinen Vicenza’da tatil yapmaya gider. Tabii bu amaçla da bölgede villalar yapılır.

İşte Palladio ilk başlarda bu inşaatlarda çalışan bir duvar ustası. Günün birinde dönemin ünlü filozof ve matematkçisi Giangiorgio Trissino’nun yaptırdığı bir inşaatta duvar örerken dikkat çeker ve Trissino yetenekli olduğunu düşündüğü bu genç duvar ustasını korumasına alır. Andrea’nın kaderi bundan sonra değişir. Trissino bu duvar ustasından bir büyük mimar yaratmayı kafasına koyar. İlk olarak ismi değişir. "Della Gondola diye bir soyadı olmaz" der Trissino. Havalı bir soyadı bulmak ister. Zira bu genç mimar olacak ve Venedik sosyetesinin içine karışacak, onların işlerini yapacaksa ona fiyakalı bir soyadı bulmak gerektiğini düşünür. 'Palladio' soyadını seçer. Sıra eğitime gelir ve Andrea Palladio’ya antik Roma’nın, hatta belki de insanlık tarihinin bilinen en önemli mimari dehası ‘Vitruvius’ ün kitapları sular seller gibi ezberletilir. Sonunda genç Palladio Venedikli zenginlere tanıtılır. Artık o, büyük bir mimar olma yolundadır. Nitekim 1540’ların sonunda Vicenza merkezi ve kırsalında mimari projeler üstlenmeye başlar.

teatro olimpico vicenza palladio seyehat muze tatil kultur hbr

Trissino 1550 yılında bu dünyadan göçer. Yalnız kalan Palladio bu süreçte bir hayli yol alır, kendini ve yaptığı işleri insanlara kanıtlar. Bir antik dönem hayranı haline gelir bu arada. Aklı fikri antik Roma dönemin villalarını, 1500 yıl sonranın gereksinimlerine uygun ama aynı biçimde Vicenza kırsalında uygulamaktır. Asilzadeler Roma döneminde kırlarda yaşadıkları ihtişamı bin yıldan fazla süredir geride bırakır.O güne kadar yaşamın hep kentlerde sürdüğünü, kırsaldaki evlerin derme çatma, gecekondu misali barınaklardan ibaret olduğunu görür. Doğru zamanda doğru yerde olduğunu düşünür. Zira müşterilerin bütçe sorunu olmadığını, ne isterse vereceklerini bilir. Ona düşen görev kırsaldaki beyefendiyi yaratmaktır. İşte Andrea Palladio asilzadelere kırsalda tekrar ihtişamı yaşatmak, küçücük kulübelerin yerine mermerden küçük saraylar inşa etmek için işbaşına geçer. Yapılar hem ihtişamlı hem de fonksiyonel olmalı diye düşünür. Hülasa Roma vücuduna Rönesans elbisesini giydirmeye çalışır Palladio.

1560’lara gelindiğinde artık bir üstat olur. Barbaro adında bir aileyle tanışır. Venedikli soylu bir diplomat olan Daniele Barbaro, Vicenze kırsalında kendisi için bir villa sipariş eder. Palladio villayı en güzel şekilde tasarlar ve inşa eder. Villanın duvarına da bir resim ister Daniele Barbaro. Dinsel bir resim olmasını ister. O dönemde Veneto’nun en ünlü ressamı Paolo Veronese olduğu için o çağrılır. Paolo Veronese Akdeniz’in doğusunda, Osmanlı payitahtında da bilinir. Hatta öyle ki o dönemden itibaren İstanbul’da Osmanlı saray ressamlarınca yapılan pek çok sultan portresi Veronese okuluna ait olur. Bu, Topkapı Sarayı’nın padişah portreleri galerisine gidildiğinde hemen görülür.

villa barbaro maket seyehat muze vicenza palladio tatil hbr

Veronese, Barbaro villasına 66 metrekarelik bir tablo tasarlar. Tablo Hz. İsa’nın ünlü Kana yani Kenan mucizesini anlatır. Malum Hz. İsa annesi Hz. Meryem ve müritleriyle birlikte çölde yürürken bir düğün merasimi görür, ancak davetliler ve çift şarapları bittiği için eğlenemez. Hz. İsa onlara yaklaşır "Bana su getirin" der, suyu testilere döker ve testilerden şarap akmaya başlar. İşte Veronese bu tabloyu içine yüzlerce insanı koyarak, biraz da absürt bir şekilde, 16. yüzyılın kişileri sanki o dönemde yaşamışlar gibi yeniden yorumlar, dönemin İngiltere kraliçesi 1. Elizbeth’i de yerleştirir tabloya. O dönemin Osmanlı Hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman da tabloda resmedilir. Söz konusu tablo Villa Barbaro’da uzun sure kaldıktan sonra 18. yüzyıl sonunda Napolyon Bonapart’ın Kuzey İtalya’yı işgalinin ardından Fransa’ya taşınmış ve Louvre Müzesi’nde şu anda bulunduğu yerine yerleştirilmiştir. Osmanlı klasik resminin ilham kaynağı Paolo Veronese ile Andrea Palldio’nun işbirliği yalnızca bununla sınırlı kalmaz, Venedik’e de uzanır. 1575-1576 yıllarında kent nüfusunun yaklaşık yüzde 30’una tekabül eden 46 bin insanın ölümüne neden olan veba salgını bitince, Tanrı'ya hastalığı kentten uzaklaştırdığı için şükür etmek amacıyla Palladio'ya bir kilise sipariş edilir. Palladio, San Marco Meydanı'nın tam karşısında bulunan Giudecca Adası’nda, 'kurtarıcı' anlamına gelen Redentore Kilisesi'nin yapımına 1577 yılında başlar. Palladio bu kilisede iç dekorasyonu da Paolo Veronese’ye yaptırır. Ne var ki ustanın ömrü kilisesinin bitmesini görmeye yetmez, kilise onun ölümünden 12 yıl sonra, 1592'de tamamlanır.

Palladio, kırsal villalar konusunda uzmanlaştıktan sonra büyük bir meydan okumayla kent sarayları yapımını da üstlenmeye başlar. Amacını bu kez antik Roma’nın saraylarını çağdaş kentlere uygulamak olarak belirler ve o kent de tabii ki Vicenza’nın kent merkezi olur. Ömrünün geri kalan yıllarında Palladio, Vicenza’yı eski Roma gibi yeniden inşa eder. Halen Vicenza’nın ana caddesi olan, Palladio yapılarıyla dolu cadde de Corso Palladio olarak adlandırılır.

Palladio 72 yaşında 1580 yılında sona eren yaşamı boyunca, belki Floransa’lı meslektaşları kadar ünlü olamamış ama tasarladığı ve inşa ettiği 26 yapının yanı sıra ‘I Quattro Libri dell’Architettura’ yani ‘Mimarlığın 4 kitabı’ adında, Paladyen mimariyi tanımlayan bir de eser bırakır. Onu unutulmaz kılan da büyük olasılıkla bu kitap olur. Paladyen mimari adı verilen üslup tüm dünyaya yayılır, Washington’daki Beyaz Saray’a kadar ilham kaynağı olur. O, rönesansın unutulmuş mimarı, yarattığı Vicenza’da Venedik’in gölgesinde kalmış bir güzellik haline gelir. Yani bir Veneto vardır orada Venedik’ten içeri!


 
POPÜLER GALERİLER
raisa and vanessa nike air force 03
derin mermerci network
alexander wang adidas originals 10
gece bakimi
fezi altun max factor makyaj tuyolari
kis bahcesi dekorasyon onerileri5
organik kozmetik krem guzellik dogal bakim cilt sac goz
pandora reflections mood jewellery 12
EN YENİLER