@Pudra özel haberidir, izinsiz kullanılamaz. 05.02.2010

Seyahat etmeyi neden seviyoruz?

Seyahatleri neden seviyorum? Ne hissediyorum? Hayatın her gününü seyahatteymiş gibi geçirmek mümkün mü?

Son zamanlarda büyüyen karnım, içimde hissettiğim minik deniz kızım sebebiyle bazı hareketlerim kısıtlandı. Yaptığım seçimlerde ister istemez onu düşünerek karar vermeye başladım.

Seyahat etmeyi neden seviyoruz?

Yüksek topuklu ayakkabılarımdan, dekolte kıyafetlerden bir süreliğine çoktan vazgeçtim de, seyahatlerden vazgeçmek konusunda hala direniyorum. Eşimin peşine takılıp, onun iş seyahatlerinin arkasına eklenen 1-2 gün ile renklenen rutinlerimi çok severim. Fakat gelin görün ki bir misafire ev sahipliği yaparken uzun yolculuklar için misafire de danışmak gerekiyor. Benimki de bu konuda pek isteksiz…

Dolayısıyla benim son kaçış planlarım suya düştü. Büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. Bırakın anda kalmayı, uzun bir süre kendime gelemedim.

Sonra da düşünmeye başladım... Seyahatleri neden seviyorum? Ne hissediyorum? Hayatımın her gününü seyahatteymiş gibi geçirmek mümkün değil mi?

Değişik yerler görmek, daha önce geçmediğim sokaklardaki insanların içine karışmak bana keyif veriyor. Seyahatlerde kendimi sürekli bir gözlemleme içinde buluyorum. İtalyan erkeklerinin omuzlara dökülen saçları, yakası kalkık ceketleri, Fransız kadınlarının doğal cazibesi, en soğuk havada bile açık ayakkabı giyen ateşli İngiliz kadınlarını fark etmek hoşuma gidiyor.

Beni seyahatlerde daha çok orada yaşayan insanın günlük hayatı ilgilendiriyor. Oranın trend restoranları nedir, iş çıkışları nerede bir tek atarlar, akşamları nereye giderler? Bizdeki karşılıklarını ararken buluyorum kendimi.

O kadar çok meşgulüm ki, hiçbir şey kaçırmamak için anda kalmaktan başka bir seçeneğim yok. Aklıma gelen düşünceleri, geçmiş anıları bir kenara bırakıyorum. Kendime “Sonra, sonra…” diyorum; “Sonra düşünürüz bunları, şimdi bana flörtöz bakışlarla bakan İtalyan erkeklerini inceliyorum.”

Tesadüf sokaklarda dolanırken ilk orada sergilenen bir ressamın sergisinde gezerken buluyorum kendimi; o kadar coşkulu ve enerjik oluyorum ki, çılgın fikirler geliyor aklıma. Elimde not defterim sürekli bir şeyler karalıyorum.

Geç yatmak, erkenden kalkmama engel olmuyor. Sabahları içimdeki çalar saat heyecanla çalıyor. Saniyelerim bile kıymetli, önümde keşfedilmeyi bekleyen koskoca bir şehir oluyor.

Tabii bir de gidilen yeni yerin kendine özgü yemekleri var… Her gün bir heyecanla yeni bir yer ararken veya ara sokaklarda fark ettiğim bir restoranda şansımı denerken buluyorum kendimi. Minik bir oyun bu benim için adı “Lezzet oyunu”. Daha önce yemediğim yeni tatların peşindeyim.

Seyahatler benim kendimi şımartma zamanım, belli bir bütçe içinde istediğimi almama izin veriyorum. İlk başlarda aldığım çantalar, ayakkabılar bizdeki çeşitliliğinde artmasıyla yerini bir süre sonra oraya özgü minik aksesuarlara, o anları bana anımsatacak günlük ihtiyaçlarıma dönüştü.

Diyorum ya, seyahatlerde egomla konuşmaya hiç vaktim olmuyor. Çok meşgul oluyorum. Ne dünü ne de yarını düşünebiliyorum.
Sadece o anı doya doya yaşıyorum.


İşte ben sanırım bu yüzden seyahatleri çok seviyorum.

İçimde sürekli coşkuyu, keyfi, neşeyi, keşif duygusunu hissediyorum. Bu sebeple dönüş yolunda bir sonraki seyahatin planını yapıyorum.

Peki bu duyguyu ve heyecanı hayatımın her anında hissedebilir miyim?

Her gün konuştuğum insanlarda yeni bir şey fark etmek, yeni tatları tadabileceğim farklı restoranlar keşfetmek, hayatımın her anını bir seyahat havasında geçirebilmek, gözlemci olabilmek için anda kalmak ve anda kalabilmek için egomu susturmak mümkün mü?

İşte ben, bunun üzerinde her an çalışıyorum.

Hayatınızı bir seyahat havasında geçirmeniz dileğiyle,


Sevgiyle yazdım,

Saba Deniz
Yaşam Koçu


POPÜLER GALERİLER
raisa and vanessa nike air force 03
derin mermerci network
victoria s secret fashion show kendal jenner
alexander wang adidas originals 10
gece bakimi
fezi altun max factor makyaj tuyolari
kis bahcesi dekorasyon onerileri5
organik kozmetik krem guzellik dogal bakim cilt sac goz
EN YENİLER