@Pudra özel haberidir, izinsiz kullanılamaz. 25.08.2014

Nasıl iyi anne olunur?

Psikolog Feriha Şenkaya Dildar çocuğunuzla nasıl iletişim kurabileceğinizi ve kendine güvenen bir çocuğun nasıl yetiştirileceğini Pudra.com'a anlattı.

 
170080613 thinkstock anne cocuk kiz oyun mkl
Pudra.com editörleri olarak biz de dahil çevremizde pek çok annenin kendine sorduğu en önemli sorulardan birinin "Nasıl iyi anne olurum" olduğunu gördük. Tabii ki bu sorunun tek bir cevabı yok. Olamaz da... Ama anneler için konunun uzmanından görüş almak çok değerli. Bu yüzden Psikolog Feriha Şenkaya Dildar'ın söylediklerinin çok önemli olduğunu biliyoruz. Şimdi Psikolog Feriha Şenkaya Dildar'ın "Nasıl iyi bir anne olurum?" sorusuna verdiği yanıtlara bakalım.

Anne olma sanatı

Ebeveyn olmak fedakarlık ve çaba göstermeyi gerektirir. Hele ki anne olmak zaman zaman bir adanmışlığı da beraberinde getirir. Anne olarak telaşa kapılıp, her şeyi her zaman en doğru şekilde yapmanız gerektiğini düşünüp kendinize haksızlık edebilirsiniz. Tavsiyem kendinize dolayısıyla da çocuğunuza haksızlık yapmamanız yönünde olacak. Bir çocuğun büyümesini ve gelişimini izlemek bir mucizeye tanıklık etmektir ve bence bu, çok güzel bir hayat hediyesi. Çocuğunuzu yetiştirirken bu hediyenin tadını çıkarmayı, olumsuz duygulara saplanıp kalmamayı kendinize hatırlatabilirsiniz.

İyi anne olmak ne demektir?

İyi bir anne olmak, hiç hata yapmamak değildir. Anne-babalar çocuk büyütürken hata yaparlar, pek çok şeyi deneme-yanılma yoluyla bulurlar ya da bazen sorun çözme becerilerini kullanamaz olurlar. Aile içinde oluşturulmuş koşulsuz sevgi, güven ve açık iletim sayesinde her zaman, her durum yeniden yapılandırılabilir. Önemli olan ‘yeterince iyi’ anne olmaktır. Winnicott’a göre ‘yeterince iyi anne’, bebeğin ihtiyaçlarına göre uyumlanabilen ve zamanla kendisine daha az ihtiyaç duyulmasını tolere edebilen annedir. İlk başlarda bebeğin bu dünyada kendini güvende, rahat ve doyumda hissetmesine, sevildiğine ve değer gördüğünü hissetmesine yardımcı olur. Bir yaşından sonra bu görevlerin yönü az da olsa değişir; artık onu hem seven ve koruyan, hem de ona kurallar koyan ve onu kontrol eden kişi haline gelir.

Çocukların gelişimini takip eden ve kurallar koyan anneler, çocukların bazı eksikleri olduğunu tolere etmeliler. Bu eksiklerin yaşanarak öğrenilmesi, çocukta sebep-sonuç ilişkisinin köklerini oluşturur. Eksik bıraktığı şeyler nedeniyle mutsuz olan çocuk, sorumluluk kavramını öğrenmeye başlar. Sebep ve sonuç ilişkisindeki memnuniyetsizlik onu bir sonraki sefer için hazırlıklı kılar. Annelerin her koşulda kurtarıcı olması çocukta sorumluluğun gelişmesini yavaşlatabilir.

İyi bir anne, gerektiğinde çocuğunun davranışlarına sınır koyabilen annedir. Sınır koymak, sert disiplin uygulamak demek değildir. Çocuğunuzu kollarınızla sarmanız gibi, onu koruyucu sınırlarla onun güvenliğini sağlamanızdır. Hepimiz biliyoruz ki çocuklar açık bir şekilde sınır veya kural talep etmezler, bunun yerine güçlerini kullanmayı ve göstermeyi tercih ederler. Diğer yandan yetişkinin gücünü hissetmeye ihtiyaç hissederler. Küçük yaştan itibaren istikrarlı sınırlar ile büyüyen çocuklar, neyin yapılabilir ve neyin yapılamaz olduğuna dair bilgi edinirler. Ama bu sınırların sert ve engelleyici olması durumunda kişilik gelişiminin temelini oluşturan araştırma ve keşfetme motivasyonları düşer.

Çocuğunuza sınır koyarken uymanız gereken üç temel adım var: İlk olarak, çocuğunuzla konu hakkında önceden konuşmanız, çocuğunuzun davranışa uyması ve uymaması durumunda kazançlarını ve kayıplarını belirlemeniz gerekli. Yani, çocuğunuzla ön kontrat yapmalısınız.“Eğer söylediğimde yatağına gidersen, yattığında sevdiğin iki hikayeyi de sana okuyacağım” gibi.

İkinci adım ise, talimatı çocuğunuzun yanına giderek vermenizdir. Bu şekilde, çocuğunuzun talimata duyarlılık kazanmasını sağlarsınız. Ayrıca ilk söylediğinizde en mükemmel şekilde uygulamasını beklemeyin. Bu zamanla olacaktır.

Sonuncu adım ise, bütün bu süreçte sakin olmayı başarmaktır. Tabii ki sizler de insansınız ve bazı durumlarda toleransınız düşebilir. Fakat bir problem çözerken, bir kural koyarken sakin ve kararlı bir tutum içinde olmak gerekli.

İyi bir anne, çocuğuyla kaliteli zaman geçirebilen annedir. Çocuğunuzla sadece ikinize ayrılmış dolu dolu geçirdiğiniz yarım saat, sadece onun yanında olduğunuz ama birlikte bir şey yapmadığınız uzun bir günden daha fazla ‘kaliteli zaman’ içerir. Anneler çocuklarıyla geçirecekleri kaliteli zamanlarda hiçbir öğretme kaygısı gütmeden, hatta kendi içlerindeki çocukları ortaya çıkararak daha keyifli vakit geçirebilirler. ‘Kaliteli zaman’ fikri, çalışan meşgul annelerin, iş hayatının ve ev içi sorumluluklarının çakışmasından çıkan karışıklığı çözmek için etkili bir taktiktir.

İyi bir anne, kendine de zaman ayırabilen ve kendi bakımına önem veren annedir. Çocuklar ilk aylardan itibaren sizin ruh halinizden etkilenirler. Endişeli bir annenin bebeği bu endişeyi kendi duygusu gibi yaşar ve kendini iyi hissetmez.

İyi bir anne, istekli babayı da çocuk bakımında etkin kılan annedir. Baba çocuğun bakımına katılarak hem annenin yükünü hafifletir hem de çocuğuyla güvenli ilişki kurma adımları atar. Örneğin bağlanma sürecinde, anne çocuğa güven sağlayarak duygu durumunu düzenlerken; baba bir yandan güveni tazeler, bir yandan da rekabet ve mücadeleyi, sosyal dünyayı ve diğerleriyle baş etmeyi öğretme rolünü üstlenir.

Nasıl kendine güvenen ve sağlıklı bir çocuk yetiştirebilirim?

Bebeğin temel güven duygusunu beslenme, bakım, temas ve kucaklanma gibi ihtiyaçlarının giderilmesi kadar sıcak, koruyucu ve süreklilik gösteren anne tutumları da geliştirir. Yani anne sadece bebeğini karnını doyurmakla yetinmemeli, bebeğin duygusal ihtiyaçlarını (sevgi, güven, şefkat) da karşılamalı. Bebek anneye her seslenişinde bir cevap alacağını ve annesini harekete geçirebileceğini anladığında kendini güvende hissetmeye başlar. Bebek, yaşamın ilk aylarında beklemeyi bilmez, zaman kavramı hiç gelişmemiştir. Bu nedenle, bebeğin gereksinimlerine annenin yerinde ve zamanında yönelebilmesi, onun sıkıntılarını giderebilmesi, sözsüz dilini anlayabilmesi, anneyle-bebek arasında kurulan karşılıklı anlayış ve güven ilişkisinin temelini oluşturur.

Bebeğiniz sizin bakımınıza ve desteğinize güvenmeyi öğrenirse, ilk çocukluk döneminde çevresini güvenle keşfedebilir. Bunun devamında büyüdükçe doğal bir gelişim olarak kendine güvenen bir birey olacaktır.

Çocuğumla nasıl bir iletişim kurmalıyım?


Çocuğunuzun bir birey olduğunu unutmayın
Çocukla iletişim kurarken anahtar nokta çocuğun bir birey olduğunu unutmamak. Çocuklar yetişkinlerin birer kopyası veya onların hedeflerine hizmet eden araçlar değil. Aksine kendine düşünceleri, duyguları, algıları, istekleri ve becerileri olan kişiler.

Çocuğunuza kök ve kanat verin
Çocuğunuzla iletişimde ikinci önemli nokta ona hem kök hem kanat vermektir. Burada kökler, bir çocuğa kararlı bir destek ve umursandığı duygusunun aşılanmasıdır. Kökleri geliştirmek için, çocuğunuza 'koşulsuz sevgi'nizi hissettirmeniz, dünyada hiçbir şey yok ama bir tek “o” varmış gibi ona zaman ayırmanız ve onunla ilgilenmeniz gereklidir. Bu süreçte çocuğunuza farklı yaşlar ve gelişim basamakları için uygun olan mesajları iletmeniz gelişimi sağlamlaştırır. Üç yaşa kadar olan mesajlar genellikle çocuğunuzun kişiliğinde önemli yere sahiptir. Bu süreçte çocuğunuza sırasıyla, "hoş geldin, iyi ki varsın", "ben seni çevreyi keşfederken korur ve desteklerim, sınırların olabilir ve ben buna saygı duyarım", "benden ayrışsan da ben seni sevmeye devam ederim" mesajlarını iletmek çocuğunuza vereceğiniz kökleri geliştirir. Üç ile altı yaş arasında ise, çocuğunuzun kişilik arayışına destek olmak için, "seni sen olarak seviyorum, kendinin ve başkalarının kim olduğunu keşfedebilirsin ve bu süreçte senin duygularını kabul ederim" mesajlarını hissettiriyor olmak önemlidir. Kanatlar ise, eğitimle, cesaretlendirmeyle ve özgür bırakmayla gelişir. Bunlar, çocuğunuzun dünyada kendi yolunu bulmasına ve kendi potansiyelini keşfetmesine yardımcı olur. Çocuğunuzun kanatlanma zamanı geldiğinde, ona sorumluluk duygusunu öğretmiş, gelişiminin belirli evrelerinde sizden uzaklaşmasına izin vermiş, kendilerine güven duyabilmelerini sağlamış olmalısınız. Sevgi, bir çocuğun köklerini geliştirmesi için kesinlikle gerekli fakat çocuğunuzun kendisini yeterli hissetmesi ve yaratıcılığını rahatça ifade edebilmesi için zamanı geldiğinde onun kendi kanatlarıyla uçmasına izin verin.

Beklentilerinizi çocuğunuzun yetenek, ilgi ve kapasitesine göre belirleyin
Anne olarak beklentilerinizi çocuğunuzun yaşına göre ayarlamak çocuğunuzla kurduğunuz iletişimde önemli bir nokta. Her dönemde, çocuğun belli yaşlarda yapabilecekleri ve yapamayacakları var. Erken yaşlarda onları zorlayarak kapasitelerinin üstünde performans göstermelerini beklemeniz hem onların özgüvenini hem de okula olan motivasyonlarını olumsuz yönde etkiler. Bu süreçte, çocuğun motivasyonunu artırmak için yapılan kıyaslamalar ve yaratılan rekabet ortamı çocuklarda öfkeye sebep olur. Kardeşi, kuzeni veya akrabası ile kıyaslandığını düşünen çocuklar motivasyonlarını kaybettikleri gibi aynı zamanda düşmanlık ve direnç geliştirirler. Bu nedenle, çocuklarınızın yeteneklerini geliştirmek için programladığınız aktiviteleri ya da koyduğunuz akademik hedefleri daima çocuğunuzun yetenek, ilgi ve kapasitesini merkeze koyarak organize etmelisiniz.

Çocuğunuzla ilişkinizi çoğunuzun başarı üzerinden yürütmeyin
Günümüzde bazı aileler çocuklarını zor okullarda okutmak amacıyla onları erken yaşta akademik hayata hazırlamayı oyuna tercih ediyor. Bu yüzden, çocukluk döneminin vazgeçilmezleri arasında olması gereken oyun zamanı maalesef günümüzde yerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. Unutmayın ki başarı her zaman mutluluk getirmeyebilir. Ama mutlu bir birey, başarıyı daima daha kolay elde eder.

Oyun oynayın
Tam da burada oyunun çocuklar için en büyük nimet olduğu açıklamak doğru olacak. Oyunlar, çocuğun dikkat ve konsantrasyon yeteneklerini, zekalarını ve el becerilerini geliştirerek onları okula ve sosyal yaşama hazırlar. Çocuklar oyun aracılığıyla, yeri geldiğinde rekabet etmeyi, yeri geldiğinde işbirliği yapmayı öğrenir. Oyun sırasında karşılarındaki kişinin duygularını anlamaya çalışır ve kendi duygularını kontrol edebilmek için stratejiler üretmeye başlarlar. Oyun, çocukların fiziksel kabiliyetlerini geliştirir, yeni fikirler üretmelerine yardımcı olur ve yaratıcılıklarını kullanmalarını sağlar. Ayrıca oyun, çocuğun yetişkinle olan bütün çatışmalarını çözmesine olanak sağlayarak yükünü hafifletir, onu daha dengeli ve mutlu yapar.

Kaynakça:
Reid, T. F. (2012) Unutkan Erkekler, "Hadi"leyen Anneler, Remzi Kitabevi,


PUDRA'YI TAKİP EDİN
Popüler Galeriler
amy adams oscar de la renta elbise abiye gece elbisesi
kivanc tatlitug instagram unlu
mbfwi aksesuar moda 2015 ilkbahar yaz lady faith by nazli soylu 457295558 galeri
firat celik instagram unluler sosyal medya
kucuk ev dekorasyon oneri salon
484302791
massimo dutti is elbisesi ofis calisma kiyafet moda
topuklu ayakkabi moda diy son