@Pudra özel haberidir, izinsiz kullanılamaz. 06.04.2016

Negatif düşünceler bizi hasta ediyormuş!

Her şeyden şikayet etmek ve sürekli negatif düşünceler içinde olmak hem ruhsal hem de fiziksel olarak beynimizi etkiliyor.

Negatif düşünceler ve her şeyden sürekli şikayet etmek anı yaşamamıza dolayısıyla geleceğimizi şekillendirmemize engel oluyor. Negatif düşünceler beynimizi şekillendiriyor ve bu durum davranışlarımızı ve karakterimizi etkiliyor. Peki, negatif düşünceler beynimizi nasıl etkiliyor? Düşünceler hücreler sayesinde nasıl vücudumuza yayılıyor ve bizi hasta ediyor?

Negatif düşünceler bizi hasta ediyormuş!
 

Düşünceler beyninizi şekillendiriyor

Düşündüğünüz her şey, beyindeki sinirler vasıtasıyla taşınıyor. Beyninizdeki sinirler arasında köprüler oluşuyor ve bu köprüler vasıtasıyla düşünceleriniz iletiliyor. Yani öyle ki, düşündüğünüz bir şey beyninizden başlayıp ayak parmağınıza kadar vücudunuzun her hissettiğiniz noktasına seyahat ediyor. Bu döngü her hareketlendiğinde beyninizde yeni bağlar kuruluyor. Beynimiz bu kimyasal bağların artmasına ve çoğalmasına yardımcı oluyor yani bu şu anlama geliyor: Düşüncelerimiz beynimizi şekillendiriyor. Neyi daha fazla düşünürseniz o düşüncelerle ilgili daha fazla kimyasal bağ oluşuyor ve siz o bölgelere daha çok düşünce gönderdikçe beyniniz o bölgeleri besliyor. Bu bir gerçek: Ne kadar çok şikayet eder, ne kadar çok negatif düşünceye sahip olursak, beynimiz tamamen o hücrelerle dolmaya başlıyor.
 

En aktif düşünceler karakterinizi oluşturuyor

Beyniniz nasıl düşünceleriniz sayesinde şekilleniyorsa bu düşüncelerin en aktif, en taze olanları sizin günlük hayattaki davranışlarınız, yetenekleriniz ve karakteriniz üzerinde etki yaratıyor. Beyninizde hangi bağlar daha güçlüyse, örneğin bir konuşmada aklınıza gelecek ilk cevapları o hücreler belirliyor. Hangi yönlerinizi daha çok besler ve kullanırsanız, onlar artık karakteriniz haline geliyor. (Gülüşünüz karakterinizi yansıtıyor mu? başlıklı yazımız da ilginizi çekebilir.)
 

Kabullenme, sevgi ve istek

Hayatta karşımıza çıkan her olayda aslında bize verilen iki seçenek var: Sevmek veya korkmak, kabullenmek veya pişmanlık, sürüklenmek veya istemek, optimizm ya da pesimizm. Durumları kabullenmek ve sevmek her zaman olumsuzdan olumluya geçmemize hizmet ediyor. Budist rahipler evrenin her zaman acı çektiğini söylüyor; bunun sebebi evrenin bizim asla kontrol gücümüzde olmayan büyük bir kaostan ibaret olması. Bu sebeple olayları kontrol etmeye çalışmak sadece acı veriyor. Bunun yerine yaşanılan şey iyi veya kötü ne olursa olsun, "Bu tecrübe ve ders için teşekkür ederim. Buradan dersimi aldım ve şimdi sıradaki olaya geçip yine aynı sevgiyle yaklaşabilirim" demek hayatı çok daha kolaylaştıran bir bakış açısı. Eğer ne kadar kabullenmiş, sevgi dolu ve istekli bir düşünce yapımız olursa, beynimizdeki sinirler de bu yönde gelişiyor. Fakat sürekli üzüntü, pişmanlık, pesimizm ve melankoliyle şekillenen bir beyin bu gelişmeyi gösteremiyor. Beyninizdeki olumlu yerleri geliştirdiğiniz zaman daha mutlu ve aydınlık bir insan olduğunuzu göreceksiniz ve bu sizi fiziksel olarak da daha sağlıklı bir insan yapacak. (Mutluluğun formülü ne? başlıklı yazımızı da okumanızı öneriyoruz.)

negatif düşünceler hasta ediyor
 

Etrafımızdaki insanların düşünceleri bizi etkiliyor

Düşünceleriniz kendi gerçekliğinizi etkiliyor fakat diğer taraftan etrafınızdaki insanların düşünceleri ve ruh halleri de sizi etkiliyor. Yakınınızdaki bir insan bir duygu yaşadığında (kızgınlık, acı, mutluluk gibi) beynimizdeki sinir hücreleri o kişinin neler hissettiğini anlayabilmek için yeni bağlar oluşturuyor. Buna kısaca "empati" diyoruz. Tüm toplumun tepki verdiği büyük olaylarda, bir başkasının yerine üzülen ya da sinirlenen insanlarda veya bir konsere gittiğinizde yaşanan duygu birliğinde de beyinlerimizde bu kimyasal reaksiyon meydana geliyor. Yakınımızdaki insanları dinlerken ister istemez onları anlamaya ve duygularına ortak olmaya çalışıyoruz. Sözlerimizle ve hareketlerimizle onay veriyoruz. Bu sebeple çevremizde nasıl insanlar biriktirdiğimiz çok önemli. Bir derdi olan arkadaşımızdan uzaklaşmak değil, fakat sürekli negatiften bahseden insanlardan biraz kendimizi ayırmak bizim için en sağlıklısı. Mutlu olmak istiyorsak çevremizi mümkün olduğunca olumlu insanlarla dolduralım.
 

Stres öldürüyor

Negatif düşünceler, pişmanlık, her şeyden çok fazla şikayet etmek ve hep olumsuza odaklanmak strese sebep oluyor. Beyninizin sürekli olumsuza odaklanması ve stres bağışıklık sistemini zayıflatıyor, kan basıncının artması dolayısıyla kalp hastalıkları, obezite ve diyabet gibi hastalıklara davetiye çıkarıyor. Stres hormonu kortizol günümüzdeki en büyük tehlikelerden biri. Bilim insanlarının yıllar içinde yaptığı araştırmalar kortizolün öğrenme, hafıza, bağışıklık sistemi, kemik yoğunluğu, kolesterol, kalp hastalıkları ve daha fazlasını etkilediğini gösterdi. Kronik stres fiziksel olduğu kadar ruh ve akıl sağlığını da olumsuz yönde etkiliyor. Stres pesimizm, melakonli, pişmanlık gibi duyguların yoğunlaşmasına sebep olurken depresyonu da tetikliyor. Yani olumsuz düşünceler ve sürekli şikayet etmek hem fiziksel hem de ruhsal anlamda bizi bir bakıma öldürüyor.

Kaynak: scienceandnonduality.com


Konuyla ilgili diğer yazılarımız
Negatif düşüncelerden kurtulmanın 10 yolu
Negatif düşüncelerin sizi ele geçirmesine izin vermeyin. Hayata daha pozitif bakmak ve negatif düşüncelerden kurtulmanın 10 yolunu Pudra.com yazdı.

Mutlu olmak isteyenlere 3 altın kural
Bir gün her şey değişecek ve mutlu olacağım diyenlerden misiniz? Mutlu olmak için ilham arayanlara Pudra.com'un önerileri var.

​Stresle nasıl baş edilir?
Neden stresliyiz? Bizi stresli yapan nedenler neler? Stres vücudumuzda, zihnimizde ve davranışlarımızda ne gibi değişimlere yol açıyor? 

​Mutlu olmanın 6 kolay yolu
Daha iyi bir iş, yeni bir tarz, daha çok enerji ve daha çok mutluluk... Bütün bunlara ulaşmanız için Pudra.com 6 adımda nasıl daha mutlu olabileceğinizi yazdı.


POPÜLER GALERİLER
new york fashion week 26
EN YENİLER