murat yanki
@Pudra özel haberidir, izinsiz kullanılamaz.

Foça Yeryüzü Pazarı'na İtalya'dan büyük ödül

İyi, temiz ve adil üretim yapan gıda firmalarının bir araya geldiği Salone del Gusto fuarında bu yıl en iyi yeryüzü pazarı seçilen Foça Yeryüzü Pazarı'nı Murat Yankı, Pudra.com'a anlattı.

İtalya’nın en sevdiğim yeri, “sommelierlik” okuduğum Piemonte bölgesi. İki yıldır yaptığım gurme turunu bu yıl, iki yılda bir kez düzenlenen ve Slow Food hareketi tarafından organize edilen "Salone del Gusto" etkinliğine denk gelince, soluğu Piemonte’nin başkenti ve fuarın organize edildiği Torino’da aldım.

Foça Yeryüzü Pazarı'na İtalya'dan büyük ödül

Slow Food hareketi hakkında "Slow food, İtalya ve Anadolu" başlıklı daha önce bir yazı yazmış ve hareketin Piemonte bölgesinin küçücük bir kenti olan Bra’dan çıktığından söz etmiştim. Piemonte merkezli bu hareketin bu önemli etkinliği de İtalya’nın Napoli ile birlikte iki kraliyet kentinden biri olan Torino’da gerçekleştiriliyor doğal olarak. Torino gerçekten de sakinliğiyle, sakin yemek ve sakin yaşamı temel alan bu harekete son derece uygun bir kent.

Fuarın düzenlendiği mekan da ilginç. Zira "Lingotto" adı verilen bu bina kompleksi aslında hiçbir şekilde fuar gibi etkinlikler için tasarlanmamış. 20. yüzyıl başlarında ismini de Torino’dan alan ve en sonundaki T harfi Torino anlamına gelen FIAT otomobillerinin fabrikası olarak inşa edilmiş. FIAT 1923 yılında taşındığı bu binada 1980’lerin başına kadar üretimini sürdürmüş ve altın yıllarını da burada yaşamış. Bina FIAT’ın başka yere taşınmasının ardından restore edilmiş ve çeşitli etkinlikler için kullanılır hale gelmiş. Hatta Slow Food düşüncesinden esinlenen ve yakın zamanda İstanbul’da da şube açan Eataly de dünyadaki ilk mağazasını burada açmış. Yani burası Eataly’nin de kalbi olmuş.

Salone del Gusto fuarı iki yılda bir Lingotto kompleksinin dört kocaman salonunda gerçekleşiyor. Salonların üçü İtalyan üreticilere, biri ise yabancılara ayrılmış. Bu fuar adından da anlaşılacağı üzere bir lezzet fuarı. İtalya’da, Slow Food ilkelerine bağlı olarak üretim yapan tüm üreticilerin katılımına açık oluyor. Slow food üretim ilkelerinin ne olduğuna gelince; konu aslında oldukça karmaşık ama özetle doğal yollardan, çevresel ve ekonomik sürdürülebilirlik temelinde, Slow Food’un dile getirdiği gibi “iyi, temiz ve adil” şekilde üretim yapmak anlamına geliyor. İtalya’da bu şekilde gıda üreten binlerce firma arasında dileyenler bu fuarda yer alabiliyorlar. İtalya dışından katılımlara gelince; bu firmalar da yine oldukları ülkelerde aynı anlayışa sahip olmaları halinde, seçilip bu fuarda yer alabiliyorlar. Böylece firmalar ürünlerini tanıtıyor, satış yaparak gelir sağlıyorlar. Ne de olsa 200 binden fazla ziyaretçinin 3 günde gezdiği bir fuardan söz ediyoruz.
salone del gusto murat yankiKonferans salonlarında çeşitli bilgilendirme etkinlikleri de düzenlenen Salone del Gusto tam bir İtalyan başarısı olarak karşımıza çıkıyor. Laboratori del Gusto yani lezzet laboratuarları ve çeşitli tadım etkinlikleri de ayrıca düzenleniyor.

Slow Food hareketi zamanla genişleyerek ilk olarak Citta Slow adında bir alt başlığın ortaya çıkmasını sağlamış. "Sakin şehir" anlamına gelen bu akımın ülkemizde tamı tamına dokuz üye kenti var. İzmir Seferihisar ile başlayan zincirin son halkası ise 2012 yılının sonunda Citta Slow ağına eklenen Kırklareli’nin Vize ilçesi olmuş. Slow Food’un sözünü ettiğimiz pek çok alt başlığından biri de Mercato di Terra, yani "yeryüzü pazarı" olarak adlandırılıyor. Yeryüzü pazarı konsepti temel olarak sadece kendi ürettikleri ürünleri satan çiftçilerin tüketiciyle doğrudan ilişkisi temeline dayanıyor. Satılan ürünlerin de Slow Food hareketinin üç ana ilkesine uygun yani iyi temiz ve adil olmalarına özen gösteriliyor. Şöyle ki; ürünlerin mevsimsel ve yöresel olması, yani kış günü örneğin domates ve patlıcan satılmaması, dahası Foça örneğinde, Foça’da veya ona yakın diğer ilçe ve kasabalarda üretilmiş olması ve bunun dışında sürdürülebilir tarım ilkelerine göre yetiştirilmiş olması gerekiyor. Bu son konu yukarıda sözünü ettiğimiz temiz olma durumunu ilgilendiriyor. Zira Slow Food’a göre ancak temiz üretim yaparak tarımsal üretim sürdürülebilir kılınabiliyor. Yeryüzü pazarı ayrıca satıcının emeğinin karşılığını alabilmesi ve tüketicinin de ürünü makul fiyattan alabilmesi temeline dayanıyor. Bu şekilde de Slow Food’un adil olma ilkesini yerine getirmiş oluyor. Özetle yeryüzü pazarı tam anlamıyla bir çiftçi pazarı oluyor.

2011 yılında oluşturulan Foça Yeryüzü Pazarı Mart 2012’de Slow Food tarafından onaylanıyor ve Türkiye’den kabul edilen ilk ve tek yeryüzü pazarı oluyor. Bu yılki Salone del Gusto etkinliğinde Foça standına vardığımda son derece ölçülü bir sevinç vardı. Nedenini merak edip sordum. Dünya Yeryüzü Pazarları arasında yapılan bir yarışmada Foça Yeryüzü Pazarı dünyadaki toplam 22 pazar içerisinde ilk beşe girmişti. Öğleden sonra bu beş yeryüzü pazarının her biri sırayla sunumlarını yaptılar ve Foça Yeryüzü Pazarı birinci seçildi. Yeryüzü pazarı konseptinin yaratıcısı adına düzenlenen Gigi Frassantino Ödülü'ne layık görüldü.

2500 yıl önce Foça, o zamanki adıyla Phokaia yine çok önemliydi. O zaman da bu güzel Ege kenti M.Ö. 546 yılında Anadolu’yu işgal eden Perslerden kaçarak Güney Fransa kıyılarına varmış ve önce Nice, sonra da Marsilya kentlerini kurmuştu. Dahası, Foçalılar Fransa topraklarını tarihte ilk kez Anadolu’dan getirdikleri asma bitkisi ve üzümle tanıştırmışlardı. 2500 yıl sonra gelen yine tarımsal başarı Foça’nın geçmişte de bunu hak ederek yaptığının bir kanıtıydı adeta.

Foça, İzmir’in kuzeydeki ilçelerinden biri. İzmir’e yaklaşık 60 km uzaklıktaki bu güzel kent tarihsel olarak da olağanüstü öneme sahip. Örneğin tarihte ilk olarak para bastıran kentlerden biri de Phokaia. Bu durum antik çağlarda kentin zenginliğinin kanıtı oluyor. Kentin adı foklardan geliyor ve burası fok balıklarının yalnızca bizim kıyılarımızın değil, tüm Akdeniz havzasındaki önde gelen üreme ve yaşama alanlarından biri olarak biliniyor. Kentin yeryüzü pazarına gelince; her Pazar günü kuruluyor, özellikle ilkbahar boyunca, yaz aylarının başına kadar bu pazar Ege’nin olağanüstü lezzetlerini sunuyor. Foça’ya gidildiğinde yakınlardaki bir diğer antik kent, eski çağların Pergamon’u olan Bergama’nın Akropolis ve Asklepion’dan oluşan harabelerinin de gezilmesini tavsiye ederim.


 
POPÜLER GALERİLER
raisa and vanessa nike air force 03
derin mermerci network
victoria s secret fashion show kendal jenner
alexander wang adidas originals 10
gece bakimi
fezi altun max factor makyaj tuyolari
kis bahcesi dekorasyon onerileri5
organik kozmetik krem guzellik dogal bakim cilt sac goz
EN YENİLER